BANA KUR’AN YETER

Allah’ın sözleriyle huzur bulduğum  “KUR’AN”  bana yeter!”

dindersi_1339199284186

Biliyorum içinde hiçbir kötülük, hiçbir art düşünce yok. Senden istenilenleri elinden geldiğince yapmaya çalışıyorsun. Senin bu çabanı, duyarlılığını alkışlıyorum… Keşke diğer insanlarda da sendeki çabanın çeyreği olsa diyorum çoğu zaman.

*

Ama bir konuda seninle anlaşamıyoruz ne hikmetse!.. Seninle anlaşamadığım en uç nokta, inancımız…

İkimizde aynı Allah’a teslim olanlardanız…

İkimizde aynı Allah’ı İlah edinmişiz…

İkimizde aynı dini yaşıyoruz…

İkimizinde Peygamberi aynı…

İkimizde çoğu zaman aynı camide buluşuruz…

Aynı yerde abdest alır, yan yana saf tutarız…

İkimizde aynı namazı kılar, aynı orucu tutarız…

Aynı dini yaşayan iki insanız… Ama inançlarımız ayrı! Ne yaptımsa, ne ettimse biz aynı inançta buluşamadık!.. Ne ben senin yanına geldim, ne de sen benim yanıma!

“BANA KUR’AN YETER.” diyorum. Senin  ise Kur’an’ın ne dediğinden haberin yok!.. “HADİSSİZ  OLMAZ, YAPAMAM!” diyorsun. Gerçekten de yapamıyorsun. Tırmızi, Buhari ve diğerleri bugün yaşayıp da seni görselerdi, sanırım onlarda yeşerttikleri bu güzellik(!) karşısında şaşkınlıklarını gizleyemezlerdi.

*

Sohbetlerimizde sana vermeye çalıştığım ilk mesajı hatırlarsın… “Kur’an’ı anladığın dilden okursan, Allah’ın ne söylediğini, biz kullarından ne istediğini, neler yapmamız/yapmamamız gerektiğini anlarsın. İbadetini ona göre yaparsın.” Çünki Yüce Allah onlarca ayetinde kullarını uyarıyor… “Hala akıl etmeyecek misiniz?”, “Yok mudur öğüt alan?” “Aklınızı kullanmayacak mısınız?” gibi … Akletmen, öğüt alma için de Kur’an’ı bildiğin/anladığın dilden okuyacaksın! demiştim… Hatırlıyorsun değil mi?

Sen dediklerime hep kulaklarını tıkadın… Arapça anlamını bilmediğin halde, Kur’an’ı hep arapça okuduğun için Allah’ın senden neler istediğini anlamadın… Kur’an’ı arapça okuyor anlamıyorsun ama okuduğun diğer kitapların hepsi hadisler, fıkıhlar, ilmihaller, rivayetler anladığın dilden… Hepsi Türkçe! O kitaplarda yazanları istediğin gibi anlıyor, dinini onlara göre yaşıyorsun. Ama, Allah’ın istediklerinden, yazdıklarından, alman gereken öğütlerden kısacası Kur’an-ı Kerim’den haberin yok!

Anlaşamadığımız konu işte tam burası… Ben dinimi Allah’ın kitabına göre yaşamaya çalışıyorum, sen ise Kur’an’dan habersiz, “Peygamberimiz bunları da söylemiş ve yapmış.” dediğin rivayetlere göre yaşıyorsun.

Her ikimizde aynı Allah’a inanıyorsak, benim, Allah’ın kitabına göre yaptığım ibadetimin çok çok daha doğru olduğunu tekrar söylüyor ve sana, Allah’ın biz kullarından istediklerinden bazılarını, okuyup anlamadığın Kur’an-ı Kerim’den, senin anlayacağın dilden yazıyorum.

İnandığım yolu sana, Allah’ın  ayetleri ile ve son kez yazılı olarak hatırlatmak istiyorum… Ben yanlış isem senden ricam, bana yanlışlarımı hatırlatmanı isterim… Bundan sonrası sana kalmış canım Kardeşim.

Ben inanıyorum ki; Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim’den alıntı yaptığım aşağıdaki ayetleri okuyunca ve en önemlisi aklını kullanmaya başlayınca,  ilk işin bir Kur’an-ı Kerim  meali almak olacak… Buna yürekten inanıyorum.

*

Hani ben diyorum ya hep “BANA KUR’AN YETER!” diye!.. Peygamberimizde sadece kendisine vahyedilen Kur’an’a uyduğunu söylüyor…

Enam Suresi 50: Onlara şunu söyle: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!” Sor onlara: “Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?”

Araf  Suresi 203: ……….. . De ki: “Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir.”

Ahkaf  Suresi 9: De ki: “Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.”

Hangimiz kör, hangimiz göreniz?

*

Yapılması gereken aslında çok basit!.. Çevrendekilere uyacağına Kur’an’a uyacaksın.

Enam Suresi 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

*

Bir dönem (Kur’an’a sarılıncaya kadar) hepimiz aynı şeyleri yaşadık… Atalarımızdan, büyüklerimizden ne gördüysek onları uyguladık. Belki de en büyük hatamız, “büyüklerimizin yaptıkları hep doğrudur.” diye düşünmemizdir. Bugün dönüp baktığımda din adına çoğu şeyi yanlış yaptığımı gördüm. Öğütlerin, uyarıların, Rab’bimden indirilenin, hak’kın sadece o kitapta olduğunu gördüm.

Bakara Suresi 170: Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” dendiğinde: “Hayır! Biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler!…

Enbiya Suresi 10: Yemin olsun, size bir Kitap gönderdik ki, öğüt ve uyarınız/zikriniz/şerefiniz yalnız ondadır. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız?

Rad Suresi 1: Elif, Lâm, Mîm, Râ. O Kitap’ın ayetleridir bunlar. Ve sana Rabbinden indirilen, haktır. Ne var ki, insanların çokları iman etmezler.

*

Bundan böyle, dinim, inancım adına, Kur’an-ı Kerim  dışında hiçbir kitap okumamamın, o kitaplara değer vermememin en büyük delillerinden olan ayetlerden birisidir aşağıdaki ayet… Kesinlikle “sapmak” istemiyorum…

Ali İmran Suresi  78: Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap’tan olmayan birşeyi siz Kitap’tan sanasınız diye, dillerini Kitap’la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır.“derler.

İsra Suresi 36: Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.

*

Çoğu kitapta Peygamberimizin çeşitli konularda hüküm verdiğini görüyorum. Hüküm sadece Allah’a ait olduğu gibi, Allah hükmüne kimseyi ortak etmez. Bilmiyor musunuz?

Yusuf  Suresi 40: “………… . Hüküm yalnız Allah’ındır. O, yalnız ve yalnız kendisine kulluk etmenizi emretti. Eskimez ve pörsümez din işte budur. Ama insanların çokları bilmiyorlar.”

*

Anlaşamadığımız konulardan birisi daha… ŞEFAAT!.. Hani ramazanlarda caminin iki minaresi arasında asılan mahyada ışıklarla şu cümle yazar. “ŞEFAAT YA RESULALLAH” Peygamberimizin şefaatçi olduğu söyleniyor, yazılıyor… Acaba öyle mi? Yoksa farkında olmadan şirk’e kulaç mı atıyoruz?

Yunus Suresi 18: Allah’ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: “Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.” De onlara: “Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” Şanı yücedir O’nun, ortak koştuklarından arınmıştır O.

Zümer Suresi  44: De ki: “Şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O’nundur. Sonunda O’na döndürüleceksiniz.”

*

Sadece Kur’an’ı  okuyup, Allah’ın emirlerine uymamın nedenlerinde bir başkası… Yüce Allah  Kur’an’dan sorumlu olacağımızı söylüyor.

Zuhruf  Suresi 44: “Gerçek şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.”

*

Yine inandığınız  bir hadisde “Peygamberimiz  kainatın efendisidir!” denilmektedir. Bunu inanarak söylerken şirk bataklığına gömüldüğünüzün farkında değil misiniz? Yoksa sizler her gün en az 40 kez okuduğunuz Fatiha suresinin 2. Ayetini inkar mı ediyorsunuz?

Fatiha Suresi 2: “Hamd (övgü), alemlerin (kainatın) rab’bi (efendisi) Allah’adır.”

Sence de kainatın efendisi Peygamberimiz mi?

*

Hani, rivayete göre Peygamberimizin bir sohbet sırasında söylediği(!) ve Tırmızi, Buhari ve diğerlerinin de “Evet bu cümleyi Peygamber söylemiş!” dediği, o asılsız rivayet…

“Eğer sen olmasaydın alemleri yaratmazdım.” Bu hadise göre, Allah peygamberimize bu cümleyi söylemiş ve Peygamberimizde bunu çevresine söylüyor… Bu cümlenin doğru olması mümkün mü? Allah ne diyor Kur’an’da?

Nisa Suresi 152: “Allah’a ve O’nun resullerine iman edip, onlardan birini ötekilerden ayırmayanlara gelince, Allah böylelerinin ödüllerini yakında kendilerine verecektir. Allah, Gafûr’dur, Rahîm’dir.”

Bizlere Allah’ın ayetlerini tebliğ eden Elçi/Peygamber, hiç kendisini yüceltecek sözler söyler mi? Bizlere aşağıdaki ayeti tebliğ eden Elçi, neden kendisini yüceltmeye çalışsın ki?                                                   

Müddessir Suresi 3: Rabbinin yüceliğini duyur!

*

Senin cemaatlerle, tarikatlarla, mezheplerle ne işin var Kardeşim? Onların efendilerine kulluk etmek şirk değil de nedir? Sadece ve Sadece Allah’a kulluk varken, başkalarına neden kulluk edilir? Allah’ın berisindekilere yakarılır mı? Dönüş O’na değil mi? Allah kuluna yetmiyor mu? O’ndan başka veli var mı?

Kasas Suresi 88: Allah’ın yanında diğer bir tanrıya daha kulluk etme. İlah yok O’ndan başka. O’nun yüzü dışında her şey helâk olacaktır. Hüküm yalnız O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.

Mümin Suresi 66: De ki: “Ben, Rabbimden bana açık-seçik ayetler gelince, sizin, Allah’ın berisinden yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım. Ben, âlemlerin Rabbi’ne teslim olmakla emrolundum.”

Rad Suresi 36: Kendilerine kitap verdiklerimiz, sana indirilenle ferahlarlar. Ama hiziplerden bazıları onun bir kısmını inkâr ederler. De ki: “Bana, yalnız Allah’a kulluk etmem, O’na ortak koşmamam emredildi. Ben O’na yakarır, O’na davet ederim. Dönüşüm de O’nadır.”

Zümer Suresi 36: Allah, kuluna Kâfi değil mi, yetmiyor mu? Seni, O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur.

Bakara Suresi 107: Bilmedin mi ki göklerin de yerin de mülk ve saltanatı yalnız Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir velî vardır ne de bir yardımcı.

Cin Suresi 18: Hiç kuşkusuz, mescitler/secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan/Allah’ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın.

*

Sizler… Neden Kuran’dan kaçıyorsunuz? Neden onu okuyup anlamak istemiyorsunuz? Sizlerin Kur’an’ı  terkedip rivayetlerin peşinden gittiğinizi, Peygamberimiz Allah’ın huzurunda söylemeyecek mi zannediyorsunuz?

Şuara Suresi 2: İşte sana gerçeği apaçık gösteren Kitap’ın ayetleri…

Rad Suresi 29: Kutsal/bereketli bir Kitap bu; sana indirdik ki onu, ayetlerini derin derin düşünsünler ve öğüt alabilsin temiz özlüler.

Muhammed Suresi 24: Peki bunlar, Kur’an’ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?

Ankebut Suresi 51: Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.

Furkan Suresi 30: Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.”

*

Gerçekten “Allah’a inandığınızı söylüyor ve iman ettik.” diyorsanız, Kur’an’ı mutlaka ama mutlaka anladığımız dilde okumalısınız. Okumuş olmak için değil.. Düşünerek… Aklınızı kullanarak..

Enfal Suresi 22: Çünkü yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır-dilsizlerdir.

Yunus Suresi 100: Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

Neden aklını kullanmak istemiyorsun? Yoksa sen, sağır mısın, dilsiz misin?

*

“Ne dediğini bilmek!” En önemli konulardan birisi… Hani sizler, “Bu Allah’ın kitabıdır… Yazıldığı orjinal dilden okunmalıdır.” diyorsunuz ya? Bakın Allah ne diyor?

Nisa Suresi 43: “Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. …………..”

İsra Suresi 89. Ayetinde “Yemin olsun, biz bu Kur’an’da, insanlar için her örnekten nicelerini sıraladık.” diyen Allah, aklın örtülmesinden, sarhoşlardan örnek vererek, ibadetlerimizde, kendisine ne dediğimizi bilmemizi istiyor. Kitabını okuyup düşünmemizi, anlamamızı, öğüt ve ibret almamızı istiyor. Bunları yapabilmemiz içinde inandığımız Kitabı sadece anladığı dilden okumamız şart!

*

Kur’an’da, diğer surelerdeki ayetlerin dışında sadece Kamer süresinin dört ayrı ayetinde aynı cümle var… Öğüt almaz mısınız? Hala Kur’an’ı okumamakta,  anlamamakta ısrarcı mısınız?

Kamer Suresi 17: Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?

Kamer Suresi 22: Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?

Kamer Suresi 32: Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?

Kamer Suresi 40: Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?

*

Hani ben her camiye giderim de sen bazılarına gitmezsin!.. Ben her inananla sohbet ederim de sen edemezsin!.. Çevrene takılarak inancında farklılıklar yaşarsın da… Allah, fırkalara ayrılmamamızı, bölünmememizi istiyor. İnananlar olarak bunu becerebiliyor muyuz?

Enam Suresi 159: Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.

Rum Suresi 32: Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür.

*

Ne eksiği ne de fazlası olmayan Kur’an dışında neden başka kitaplara ihtiyacımız olsun ki?

Enam Suresi 38: ………. . Biz bu Kitap’ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde haşredilirler.

*

Bir din bilgini(!) Proföser,  okuduğu bir kitabın Kur’an’la çeliştiğini görünce karşısındaki tartışmacıya şu inanılmaz, zavallı cümleyi söylemekten kaçınmıyor… “Saidi Nursi yalan mı söylüyor?” Bu din bilginine göre geriye sadece şu şık kalıyor. (HAŞA) “Yalan söyleyen ALLAH!”…  Dinde geldiğimiz noktayı düşünebiliyor muyuz?

Böyle bir durumda sen hangisine inanacaksın Kardeşim? Kulların yazdıklarına mı, yoksa Allah’ın ilk emri “Yaratan rab’binin adıyla OKU!” diye başlayan Kur’an-ı Kerim’e mi?

Casiye Suresi 6: “İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise/söze inanıyorlar?”

Sizler, uydurulan rivayetlerin, rivayetlerle dolu hurafelerin olduğu kitapların  peşinden gidin!..

Allah’ın sözleriyle her an huzur bulduğum “KUR’AN  BANA  YETER!”

Son cümle;

Maide Suresi 44. ayet: “… Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.”

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

Reklamlar

5 thoughts on “BANA KUR’AN YETER

  1. Kaleminize sağlık.

    İlk emri OKU olmasına rağmen, okumayarak inandıklarını söyleyenlerin samimiyetleri ne kadar inandırıcıdır?

    Yaşadıkları din ne kadar gerçektir?

    Yaşamları ne kadar doludur?

    …..

    • Çok haklısınız Çetin Kardeşim. Zaten bu yazıları yazmamın amacı, acaba durumu farkedipde tövbe edip doğru yola giren olur mu diye, Kur’an’dan anlayabildiğimiz kadarıyla uyarmak!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s