GÖRMEZ’den Gelenlere Sorular…

“BANA KUR’AN  YETER.”

diyanet-cuma-hutbesi

İki yılı aşkın bir süredir Cuma namazları için camilere gitmiyorum. İbadetimi evimde yapıyorum. Gitmeme nedenim ise sadece ve sadece  “Cuma hutbeleri”!..

ALLAH’ın huzuruna çıkmak için gittiğim camide, o günkü konuyu Diyanetten aldıkları bilgilerle verenler… Verdikleri bilgilerin doğru/yanlış olduğunu düşünmeden, araştırmadan, sadece talimatlarla  inananlara vermeye çalışanlar… Gittiğim caminin Cuma hutbesinde imamın, “Cuma namazları kadınlara farz değildir!” cümlesine dayanamadığım ve “Sen ne diyorsun Hocam? Cuma suresinin 9. ayeti “Ey iman edenler/inananlar” diye başlamıyor mu? Neden kadınlara farz olmasın?. Bir sonraki ayetinde söylediği “erdireceği kurtuluştan” kadınları neden  mahrum bıraksın?” diye sorguladığım için, namazları ile ALLAH’ın huzuruna çıkmak için camide toplanmış kardeşlerimi daha fazla üzmemek için “Kusura bakma hoca!.. Ben senin kıldıracağın namazda saf tutmayacağım!..” diyerek namazımı kılmadan çıktım…

Bazı arkadaşlarım benim Camilere gitmememi “Fare dağa küsmüş dağın haberi yok!” sözüyle camilere gitmemi istemekte olsalar da bu olay küsmeyle ilgili  “dağ-fare” olayı değil… Ben ALLAH’a ibadet için gittiğim mekanda başka bir din ile,  şirk ile karşılaşıyorsam yaptığım/yapacağım  ibadet  olmayacak!  Öyle olunca da gitmemin anlamı yok!..

*

“Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü” 12 Şubat 2016 günü  camilere gönderdiği hutbe ile;  “Peygamberin siretini ve sünnetini dikkate almadan Müslümanca yaşamaya çalışmak mümkün değildir.”  diyerek hüküm(!) vermiş ve sadece Kur’an’a uyanları “Peygambere İman etmemekle” suçlamıştır.

Bu hutbeyi kaleme alan  zevat, öncelikle “İMAN” kavramını çok dikkatli kullanmalı. Hiçbir ALLAH’ın kulu benim Peygamberlere imanımla ilgili olarak  “vardır / yoktur” ifadesi kullanamaz, hüküm veremez. Rivayetlerin pek çoğuna inanmadığım, sadece KUR’AN okuyup KUR’AN’da yazanlara uyduğum  için, benim Peygambere İman etmediğimi söylüyorsunuz. Yazık!.. Çok yazık!..

Yazıyı yayınlayan zevata soruyorum… Bizlere tebliğ ettiği Kitabın birçok ayetinde “ Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” diyerek, biz inananların da uymasını, itaat etmemizi emrettiği KUR’AN’a iman edip O’nu okuduğum, O’nun içinde yazan ALLAH’ın emirlerine uyduğum için mi imansızım? Yoksa, Peygamberimin uyduğu kitaba uyduğum için mi imansızım?

Aşağıda yazılı sahih hadise inanıyorsanız, sayıları üç milyona yaklaşan diğer hadisleri  ne yapacaksınız bilemiyorum…

“Her kim ki, ben söylemediğim halde, “bu sözü Peygamber söyledi.” derse, buyursun kendini cehennemdeki yerine hazırlasın.”

Ne dersiniz Diyanetin muhterem zevatı? “Rivayete göre” diye başlayan sözlerin doğruluğundan emin misiniz? O sözlerin hepsini Peygamberimiz söyledi ise kurtardınız!.. Yoksa, vay halinize!.. (Yukarıdaki sahih hadis öyle diyor.)

Benim bu hadise bakış açım; ALLAH’ın elçisi/peygamberi, kendisine vahyolunan “ALLAH’ın dinini korumak” adına,  ALLAH’ın dinine sonradan eklemeler (bid’atlar) yapılmasın  düşüncesiyle böyle bir söz söylemiştir. Ben böyle düşünüyorum. Böyle düşününce Peygamberimin vefatından 150-200 yıl sonrasından itibaren rivayet edilen hadislere sağlıklı gözle bakamıyorum. İçlerinde tabii ki Peygamberimizin ağzından çıkan sözler vardır. O doğru sözlere inanmamak mümkün mü? Ama kaç cümle? Hangileri? Bilemiyorum ki!.. Bildiğim ve inandığım tek şey; benim Peygamberimin, KUR’AN’a uymayan sözler sarf etmeyeceğidir… Peygamberimin din hakkında söylediği sözlerde zaten KUR’AN’a uyduğu, daha doğrusu KUR’AN’da olduğu için sadece KUR’AN bana yetiyor.

KUR’AN’da yazan bir ayet bakın ne diyor!..

İsra 17/36 ayeti: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünki kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır…”

*

Peygamberimizin siretini dikkate almadığımızı söylemiş muhterem zevat…

Peygamberimizin davranışlarını, gösterdiği yolu, ahlakını örnek almamak mümkün mü? “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” diyen Peygamberimin davranışları, yolu, ahlakı, hepsi KUR’AN’dadır… Kısacası; Peygamberimizin sireti KUR’AN’dır.

*

Kulların yazdığı, yüzlerce, binlerce, on binlerce kitapta yazan ve sizlerin de “uyulmalı” buyurduğunuz sünnetlerin büyük bir bölümünü konunun daha iyi anlaşılması için üşenmeden yazacağım.

  • Suyu üç yudumda oturarak, kıbleye dönerek içmek. Başında “besmele” çekmek, sonunda “elhamdülillah” demek.
  • Evden çıkarken aynaya bakmak (O dönemde ayna olmadığı için Efendimiz (s.a.v.)suya bakarmış).
  • Yolda önüne bakarak hızlı adımlarla yürümek.
  • Selamlaştığı insana sağ elini uzatmak, işaret ve baş parmağı arasındaki boşluğu karşıdaki insanın aynı yerine temas ettirmek.
  • Çünkü bu yerlerde muhabbet damarları varmış.
  • Saçları gece yatmadan hemen önce ve kıbleye dönerek her gün taramak, ortadan ayırmak.
  • Yanında misvak, ayna, kesici bir alet, yakıcı bir alet, güzel koku ve tarak taşımak.
    Gece abdestli yatağa girmek (Şayet ölüm gelirse şehit hükmünde olmak için). 
    Gece yatmadan önce “Felak-NasSureleri”ni okuyup iki elini birleştirerek üflemek ve vücudunun her yerine sürmek. 
  • Tuvalete girerken sol ayakla girmek, çıkarken sağ ayakla çıkmak.
  • Tuvalete girerken “ALLAHümme inni euzü bike minerricsil habisi muhbusi mineşşeytanirraciym.” çıkarken de“Elhamdülillahi anil eza ve afani” demek. 
  • Tuvalete tükürmemek, orada konuşmamak, bir şey yememek, oradan çabuk çıkmak.
  • Def-i hacette bulunmadan önce bir miktar su dökmek.
  • Tuvalete başı kapalı girmek (idrardan çıkan asitin ilk temas ettiği yer saç kökleri olduğu için başı kapalı olmazsasaç dökülmesine sebep olur. Bilhassa alkoliklerin kel olme sebebi budur). 
  • Mutfakta bir kabı kullanmadan önce onu temiz su ile durulamak.
  • Açıkta kalan yiyeceklerin üzerini örtmek.
  • Ayakkabıları gitmeden önce ters çevirip silkelemek.
  • Kıyafetleri sağdan sağdan giyip, soldan çıkartmaya başlamak. Mesela çorap giyerken önce sağ ayakla giymek,çıkarırken de sol ayağı çıkarmak (böyle yapıldığı taktirde kıyafetler eskimezmiş). 
  • Sofraya oturmadan hayalen mideyi üçe bölmek 1/3 su, 1/3 yemek, 1/3 hava.
  • Acıkmadan sofraya oturmamak ve doymadan sofradan kalkmak.
  • Uykudan kalkınca elleri en az üç defa yıkamadan yiyecek kabına daldırmamak.
  • Akşam üzeri önce perdeyi çekmek, sonra ışığı açmak.
  • Banyodan son çıkma sırasında ayaklara soğuk su dökmek.
  • Tabakta hiçbir şey kalmayacak şekilde yemek tabağını sünnetlemek. Sonra bir miktar su koyup onu kaşıksız içmek.
  • Tek sayıyı tercih etmek. Mesela, misafirlikte şeker ikramında bir ya da üçü tercih etme gibi.
  • Cuma günleri farz olmasa bile gusül abdesti almak (şartlar müsait değilse hiç olmazsa saçı yıkamak), güzel koku sürünmek, sadaka vermek, beyaz giyinmek, tırnak kesmek(orta, serçe, baş, yüzük, işaret parmağı sırası takip edilerek kesildiğinde görme bozukluklarının azalacağını Peygamber Efendimiz( s.a.v.) bizzat söylemiştir). 
  • Yatarken yatağa çarşaf sermek.
  • Gece, günlük kıyafetleri çıkarınca katlamak.
  • Sabah namazı vakti çıkınca ilk 45 dk (Keraat vakti) ve akşam ezanının okunmasına 45 dk kala uyumamak. (bu vakitlerde uyumak cüzzam hastalığına, bel ağrıların sebeptir).
  • Güneş tam tepede iken yani öğle vakti bir miktar uyumuak, uyuyamıyorsa bile 10 dk gözleri kapatmak. (Bu uykuya kaylule denir ve uyuyanların yüzüne güzellik gelir).
  • Gece yatmadan önce 3 defa toz sürme çekmek (Göz hastalıklarına şifadır).
  • İşrak namazı kılmak.
  • Konuştuğu kimseye bedeniyle dönerek konuşmak.
  • Yemek tabağına düşen sineği tamamen batırıp geri çıkarmak ve o yemeği yemeye devam etmek. (çünkü sineğin bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir vardır).
  • Kapıyı üç kez bekleyerek çalmak (4 rekat namaz vakti kadar).
  • Kapıyı çalarken kapının ya sağında ya da solunda beklemek, karşısında durup da içeriyiizlememek (kapı ilk açıldığında ev sahibinden izinsiz içeriye bakmak haramdır). 
  • Baş kıbleye gelecek şekilde sağ el sol yanak altında, sol el iki diz arasında, dizler de
    karın bölgesine bükülü vaziyette yatmak. Bu vaziyette yatınca üstten bakıldığında arapça olarak “MUHAMMED” yazısı görülecektir. Aynı zamanda kıbleye karşı ayak uzatıp da yatanlar sabah kalktıklarında yorgun olarak kalkarlar, sebebi ise ekvatorun kıbleden geçmesidir. 
  • Başı ağrıdğıda tülbent ile sıkıca sarmak.
  • Yemeğe tuz ile başlamak (Tuz dişlere kayganlık sağladığı için yemeklerin yapışması
    önlenmi olur ve temizleme kolaylığı oluşur). 
  • Yemeği ayrı tabaklarda değil de ortak tabakta yemek, yerken önünden almak, yemeğin ortasına dokunmamak.
  • Misafire bir bardak su bile olsa ikramda bulunmak, mümkünse etli yemek ikram etmek.
  • Çörek otu yemek(ölümden başka her derde deva olduğuna dair sahih hadisler vardır).
  • Sofrada yeşillik, evde sirke bulundurmak.
  • Sofrada sol ayak kalçanın altında, sağ ayak karın bölgesine kırılmış vaziyette oturmak,
  • bağdaş kurmamak (sofrada ayak değiştirmek doymanın alametidir).
  • Kur’an-ı Kerim’i hüzünle, mümkünse ağlayarak okumak.
  • Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak (yemeğin bereketi buradadır).
  • Hastayı üçüncü gününden sonra da iyileşmezse ziyaret etmek. Hastanın olduğu yerde çorba pişirmek.
  • Kabak yemek.
  • Hapşurunca “elhamdülillah” diyene “yerhamukellah (bayan ise “yerhamukillah”) demek.
  • Aynı kişinin diğerine “yehdina ve yehdikümullah” demesi.
  • Kahkaha atmamak, gülümsemek. Efendimiz (s.a.v.) hiçbir zaman dişleri göreülesiye gülmemiştir.
  • Kına yakmak.
  • (erkekler için) Eve gelmeden önce hanımına geleceği zamanı bildirmek.
    Hediyeleşmek (hediyeleşmek muhabbeti artırır). 
  • Sabah namazının sünneti ve farzı arasında sağ tarafına uzanıp bir miktar uyumak.
    Fıkhi kaidelere göre, sadece bu uykunun haricinde uyku abdesti bozar. Namaz vakti çıkmadan uyanıp farzı eda etmek. 
  • Namazı cemaatle kılmak.
  • Dua ederken elleri birleştirmek ve kaşları hizasına kaldırmak (baş ağrısını giderir).
  • Tesbihi parmak ile çekmek.
  • Kapıya geleni durumu ne olursa olsun boş çevirmemek bir hurma tanesi bile olsa.
  • Sofradan kalkacağı zaman sağ tarafındaki şahıstan izin isteyerek kalkmak.
  • Ezan-i Muhammedi okunurken onu müezzinden sonra tekrar etmek.
  • Ezan-i Muhammedi okunurken bir pozisyon da olsa hal değiştirmek.
  • Orucu su veya hurma ile açmak.
  • Bir yere misafirliğe giderken tatlı götürmek.
  • Eve, camiye girerken sağ ayakla girip, sol ayakla çıkmak.
  • Yolda giderken ayağa takılabilecek veya ona benzer şeyleri kenara çekmek.
  • Meyvenin çekirdeğini sol elle çıkarmak.
  • Yüzme öğrenmek, ok atmak.
  • İnsanları yüzlerine karşı övmemek.
  • Yemek yerken başkalarının yemeğine bakmamak.
  • Cuma günleri beyaz elbise giyinmek.
  • Topluluk içinde yanındaki kişiyle fısıldaşmamak.
  • Yemekten sonra tatlı yemek
  • Hergün yüz defa “estağfirullah” demek.
  • Güler yüzlü olmak kusurları af ile karşılamak.
  • Selam vermek, yemeği iki öğün yemek.
  • Kötülük edene iyilik etmek.
  • Tane tane konuşmak, anlaşılmayınca üç defa tekrarlamak.

Yukarıda yazılanların  ibadetle, imanla ne ilgisi var? Çoğu düşünüp akıl edebilen duyarlı insanların yapabilecekleri şeyler. Zaten ALLAH da KUR’AN’da düşünüp akletmemizi emretmiyor mu?

Düşünüyorum da; biz inananlar, ALLAH’ın , elçisi ile Amine’den doğma Abdullah’ın oğlu Muhammed’i karıştırıyor muyuz acaba? Onun da bir kul olduğunu unutuyor muyuz?

Allah’ın elçisi Peygamberimiz ne diyor bizlere tebliğ ettiği kitabında “Ben de sizler gibi bir beşerim… ”  Peygamberim orucunu su ile hurma açarmış. Bu sünnete göre ben orucumu zeytinle açarsam orucum sayılmaz mı?..  Ya da yaptığım imana aykırı mı? Hayır!.. Çünkü bunun din ile, iman ile, takva ile hiç ilgisi yok. Peygamberim diş temizliği için misvak kullanıyormuş, ben diş macunu ve fırça kullanıyorum… Misvak kullanmadım diye Peygamberim bana ceza mı keser? Peygamberimin yaşadığı dönemde 3-4 bıçaklı traş bıçakları vardı da Peygamberim mi traş olmadı?

*

En önemli konulardan birisi… PEYGAMBERE İTAAT.

En çok tartışmaya açık olan, anlaşılamayan  konulardan birisi.

Kitabımız Kur’an-ı Kerimi’in birçok ayetinde; “ALLAH’a itaat et, Peygambere itaat et.”, “ALLAH’a itaat eden Peygambere itaat eder.”, “Peygambere itaat eden ALLAH’a itaat eder.” Cümlelerini görürüz.

Kendilerine ALLAH’ın dışında bir takım kişileri veli edinenler, Peygambere itaatten; O’nun gibi yemek yemeyi, O’nun gibi abdest almayı, O’nun gibi diş fırçalamayı, O’nun gibi sakal bırakmayı, O’nun gibi bıyık kesmeyi, sarığı O’nun gibi giymeyi, kısaca O’nun günlük yaşamındaki hal ve hareketleri anlamaktadırlar…

Halbuki Kitabımızda anlatılmak istenen o değildir. Kitabımızdaki İTAAT emri; ALLAH’ın, İslamiyeti ve dolayısıyla Kur’an’ı yaymak ve anlatmakla görevlendirdiği Elçisine itaatin,  “doğru yolu bulmak, tek ilah olan ALLAH’a inanmak, Müslüman olmak istiyorlarsa, sana vahyedilenlere,  senin söylediğin ayetlere, emirlere  itaat etsinler.” anlamındadır.

Elçiye itaat; İslamiyetin tek din, ALLAH’ın tek ilah olduğunun anlatılması için Yüce ALLAH’ın emridir… Elçi’nin sözlerinin ALLAH sözleri olduğu ve bu nedenle Elçi’ye itaat edilmesinin gerektiği anlatılmaktadır. Elçi’ye itaat; Elçi’nin sakalını, bıyığını nasıl kestiği/bıraktığı, hırkasını nasıl giydiği, eve nasıl girdiği, yemeği kaç parmakla yediği, bu ve benzeri şeyler değildir!

*

“Sadece KUR’AN’ı okuyup anlamak eksikliktir” diyen ve sadece KUR’AN okuyanları neredeyse “imansızlıkla” suçlayan Diyanetin muhterem zevatına öneriyor ve soruyorum…

  • KUR’AN’ı okuyup anlamadıkları için gittikleri her yerde, sohbetlerinde, akılları, fikirleri uçkurunda olan, ikinci, üçüncü, dördüncü  kadını almayı düşünen ve çoğu bunu gerçekleştiren, her Cuma camileri dolduran bu erkeklere; Nisa süresinin 3. Ayetini  tam olarak anlatabilir misiniz? İslamiyette dört kadına kadar evlenmenin tek  şartının “yetimler konusunda adaleti koruyamamaktan korkmak” olduğunu, esas olanın tek eşlilik olduğunu bu insanlara anlatabilir misiniz?
  • Peygamberimiz sünnet, teravih ve kaza namazları kılmış mıdır? Kılmadı ise; bu durumu Cuma namazına gelenlere cesaretle söyleyebilir misiniz? Yasaksavarcasına 10-15 dakikaya sığdırılan 20 rekatlık Teravih namazının, ALLAH’ın “namazı dosdoğru kılın” emrine uymadığına ve böyle bir namazın olmadığını, dileyenin evinde “ALLAH rızası için” dilediği kadar namaz kılabileceğini  söyleyebilir misiniz?
  • Asgari ücretten alınan vergi bile ortalama yüzde 15-20 civarında iken; Zekatını kırkta bir (Yüzde 2,5) olarak verenlere, bunun doğrusunun İnfak olduğunu, bununda kırkta bir olmayıp, “İhtiyaçtan arta kalanın verilmesi” olduğunu söyleyebilir misiniz?
  • ALLAH’ın birçok ayetinde bizleri uyararak “hala düşünüp aklınızı kullanmayacak mısınız?” emrini inananlara hatırlatmak için, bunun ancak KUR’AN’ı anlayarak okumalarını, bunun içinde KUR’AN’ı duvarlardan ve sakladıkları yerden çıkartılıp, anladıkları dilden okumaları gerektiğini söyleyebilir misiniz? KUR’AN’ın duvarlardan indirilmesi  konusunda bugüne kadar neler  yaptınız?
  • Yüce ALLAH’ın Peygamberimize bile “helal-haram” koyma yetkisi vermediğini, ALLAH’ın “helal” dediğine Peygamberimizin “haram” diyemeyeceğini KUR’AN’daki ayetleriyle Cuma namazına gelenlere söyleyebilir misiniz?
  • Şefaatin yalnızca ALLAH’a ait olduğunu, Peygamberimizden şefaat dilemenin ŞİRK olduğunu hutbelerde namaz için gelenlere anlatabilir misiniz?
  • ALLAH’ın, KUR’AN’daki “ALLAH’a ortak koşmamak” ayetlerini hatırlatarak ALLAH için kılınan namazda “Tahiyyat ve Salavat Duaları” okumanın  ŞİRK olduğunu söyleyebilir misiniz? Şayet şirk değilse, bunun nedenini inananlara anlatabilir misiniz? Namazda ibadetin sadece ALLAH’a yapılması gerektiğini, Peygamberi yüceltmenin namaz sonrasında ve usulünce, abartılmadan yapılması gerektiğini anlatabilir misiniz?
  • Peygamberimizin “kadir gecesi” dışında “Kandil gecesi” adı altında bir gece için ibadet etmediğini söyleyebilir misiniz?.. Yıl boyunca her türlü haltı işleyip, her türlü günaha girip, “Beraat kandili” adı altında uydurulan gecede yapılacak dualarla işledikleri günahların affedilmeyeceğini, bütün bunların hurafeler olduğunu, dinimize böyle uydurmalara yer olmadığını Cumaya gelenlere anlatabilir misiniz?
  • Ellerine KUR’AN’ı alıp, ölülerinin kabirleri başında Yasin suresini okuyanlara; “KUR’AN’ın sadece diriler için” olduğunu, söyleyebilir misiniz?
  • Abdestin, sadece ALLAH’ın huzuruna çıkarken (namaz için) emredilen bir vücut temizliği olduğunu, namaz dışında abdest almanın dini bir gerek olmayıp, kişinin isteğine bağlı olduğunu söyleyebilir misiniz? “Abdestsiz KUR’AN okunmaz” söyleminin doğru olmadığını Cuma namazı için gelenlere söyleyebilir misiniz?
  • Bizlere tebliğ ettiği KUR’AN’da “Benim ümmetim bu KUR’AN’ı terketti!..” diye şikayette bulunan Peygamberimizin bu sözünü düstur edinip, Cuma namazı için gelenlere; KUR’AN’ı anladıkları dilden okumalarını, anlamadan KUR’AN okumanın hiçbir fayda (sevap) sağlamayacağını Cuma hutbelerinde söyleyebilir misiniz?
  • “Elin Gavurları” yaftası yapıştırdığımız Yahudiler ve Hristiyanlar, ibadethanelerine ailece ve en temiz kıyafetleri ile gidip ibadetlerini yaparken; yetmişli yaşlara yaklaştığım şu ana kadar, eşiyle, çocukları ile ailece, tertemiz kıyafetleriyle camiye gidip ibabetini yerine getiren  bir Müslüman aileye rastlayamadım… Neden? Dinimize göre ALLAH’ın mescitlerinde ailece namaz kılmak haram da değil günah da değil!.. İnananların ailece mescitlerde namaz kılabileceklerini, Cuma namazının kadınlara da farz olduğunu, onların da “kurtuluşa ermek hakkı” olduğunu (Cuma suresi61/10) Cuma namazı için gelenlere söyleyebilecek misiniz?

*

İslamiyet bu mudur? Anlam veremediğim için cevabını bulamadığım daha o kadar çok soru var ki!.. Zamanı gelince yine yazarım ALLAH izin verirse.

Son cümleler;

“Bana KUR’AN yeter” dediğim için beni “Peygambere imansızlık” ile suçlayan zevat… Ben KUR’AN’da tek İlahım ALLAH’ı buluyor, bana tebliğ edilen ayetlerinde Peygamberimi görüyor,  KUR’AN’ın bütününde Peygamberim gibi dinimi yaşıyorum…  Bunun nesi Peygambere imansızlık?

Aklıma gelmişken… Ben; “rivayete göre” diyerek başlayan ve uydurulan, dinimle ilgisi olmayan, Peygamberime atılan iftiralara kulaklarımı tıkıyor, Peygamberimi sizlerden daha çok koruyor ve yüceltiyorum… Bundan hiç şüpheniz olmasın… “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” diyen Peygamberim gibi “Ben de sadece bana tebliğ edilene uyuyorum.” Peygamberimin siretine uymak, Peygambere itaat, Peygamberimi yaşamak daha nasıl olabilir ki?..

Hatırlatayım istiyorum… Bakın KUR’AN ne diyor.

Ankebut suresi 51-52. Ayetler: “Karşılarında okunup duran bir kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan bir toplum için elbette ki bir rahmet ve bir öğüt vardır.”
De ki: “Sizinle benim aramda tanık olarak Allah yeter. Göklerde ne var, yerde ne var biliyor O. Bâtıla iman edip Allah’ı inkâr edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğramışların ta kendileridir.”

Muhterem zevata soruyorum… Sahi, İndirilmiş KUR’AN-I KERİM size yetmiyor mu? 

Peygamberimin tebliğ ettiği KUR’AN’dan… Zümer 36. Ayet:  “ALLAH  kuluna yetmez mi?”

Ne dersiniz muhterem zevat?.. “ALLAH  kuluna yetmez mi?”

Peygamberimi, Yoldaşımı, Can Arkadaş’ımı  rahat bırakın…

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s