İNSANLIĞI  SEÇME ŞANSINIZ YOK!..

“İnsan  olmak ZORUNDASINIZ!”

Metroda

Dışarıda nasıl yağmur yağıyor anlatamam… İndiğim otobüs ile metro arası 30-40 metre olmasına rağmen, şemsiye almadığım için bayağı ıslandım…  Metroya zor attım kendimi Vagonda bulduğum ilk boş koltuğa oturdum. Genci, yaşlısı, çocuklusu, engellisi, bulduğu boş koltukları dolduruyorlardı yavaş yavaş… Birkaç dakika sonra tren hareket etti.

*

İlk istasyonda bütün koltuklar dolmuş, ayakta seyahat etmeler başlamıştı. İkinci istasyonda yaşlı bir teyzemiz bindi trene… Oturacak yer olmadığı için ortadaki demiri sıkı sıkı tutmuş ayakta durmaya çalışıyordu. Şöyle bir çevreme baktım… Kimse oralı bile değildi. Yaşlı teyzeyi gören bile yoktu. Kimisi kitabını okuyor, kimisi test çözüyor, kimisi elinde telefon… Yedişerden karşıklı oturan 14 kişinin görebildiğim en yaşlısı ben idim. Ayağa kalktım, teyzemizin omuzuna dokunarak oturmasını istedim… Kabul etmedi!.. Birazcık zorlayınca anlaştık ve üzüntülü bir şekilde oturdu. Üzüntüsünü anlıyordum… Oturan o kadar genç var iken benim kendisine yer vermeme üzülmüştü. Üzüntüsü halen devam ediyordu… Sağına, soluna, karşısında oturanlara bakıyordu… Bu kadar genç var iken neden kendi yaşına yakın bir bey yer veriyordu kendisine?.. Omuzuna dokunarak kısık bir sesle, “Lütfen güzel teyzeciğim… Lütfen rahat oturun. İnanın ben rahatım. Hem rahat olmasam ne olur? Siz ayakta giderken ben nasıl oturabilirim? Lütfen…”

*

Bir-iki dakika sonra 35-40 yaşlarında bir bey yerini bana vermek isyerek kalktı… Eliyle işaret ederek oturmamı istesi. Israrla oturmayacağımı söylememe rağmen başaramadım ve teşekkür ederek boşalttığı koltuğa oturdum. Yer verdiğim teyzemle karşı karşıya oturuyorduk şimdi. Ara sıra eğilerek kafasını çevirip 14-15 yaşlarında lise öğrencileri olduklarını zannettiğim yanındaki iki genç kızı süzüyordu… Sonunda dayanamadı başladı sohbete.

“Aynı okulda mısınız?”

Başı kapalı olan cevapladı… “Hayır teyzeciğim. Aynı mahallede oturuyoruz… Komşuyuz.”

Başı açık olan genç kız da elindeki telefonu kapatıp cebine koymuş o da katılmıştı sohbete. “Komşu değil teyzeciğim iki kardeş gibiyiz. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmez. Okullarımız ayrı olsa da biz metroda buluşur hep birlikte gider geliriz.”

Bu durum hoşuna gitmişti yaşlı teyzenin… Her ikisini de tekrar gözleri ile süzdükten sonra tane tane konuşmaya başladı…

“Bakın çocuklar… Benim en küçük torunum sizlerden daha büyük. Üniversiteye gidiyor. Dilerim sizler de çalışır en iyi okulları bitirirsiniz. Ama üniversiteleri bitirmek; insan olmak, hele hele iyi insan olmak anlamına gelmez. Önce insan olacaksınız, sonrasını siz seçeceksiniz… İnsanlığı seçme şansınız yok! İnsan olmak zorundasınız!”

Cümlesini bitirikten sonra durdu teyzemiz… Biraz nefes almak istedini hissettim. Etraftaki yolcularda pür dikkat dinliyorlardı teyze ve sohbeti… Konuştuğu genç kızlar birbirlerine bakarak “sonunda ne olacağını” düşünür gibiydiler. Biraz nefeslendikten sonra devam etti yaşlı teyze;

“Sizler etrafınızı görmez, ilgisiz kalırsanız, yarın sizi kimse görmez ve ilgilenmez. Ben trene bindiğimde ayaktaydım… Şu demire tutunuyordum… Siz ikiniz, ellerinizde telefonlarınız etrafınızdan habersiz oynuyordunuz… Sonunda (beni göstererek) neredeyse benim yaşımda olan şu amcanız bana yerini verdi. Bütün bunlar olurken sizler hala hiçbir şeyin farkında değildiniz… Telefonlarınızla oynamaya devam ediyordunuz… Böyle gençlik olmaz! Sizler, siz en küçükler… Sizler sevgide, saygıda başı çekeceksiniz!.. Büyüklerinizi sayacaksınız!.. Her biriniz bir diğerine örnek olacak. Sizin gibi diğer öğrenci kardeşleriniz oturuken, annelerinizin, nenelerinizin otobüslerde metrolarda ayakta gitmeleri sizlerin hoşuna gider mi? Böyle düşüneceksiniz!.. Bilmem anlatabiliyor muyum? ”

İki genç kız hem üzülmüşler ve daha da önemlisi yaptıklarından ve yapamadıklarından utanmışlardı. Yaşlı teyze doğru söylüyordu. Teyzeden tekrar tekrar özür dilerek hatalarını anladıklarını, bundan böyle çevresine karşı duyarlı insanlar olacaklarını, diğer öğrenci kardeşlerine de bu durumu  anlatacaklarını söyleyerek inecekleri istasyona geldiklerini söyleyip trenden indiler.

*

Bizim daha gidecek yolumuz vardı… Son durağa geldiğimizde yaşlı ablam bana teşekkür ediyordu… “Çok teşekkür ediyorum beyefendi… Siz oradakilere öylesine bir ders verdiniz ki sayenizde diğerleri de belki aynı dersi alırlar umarım.”

Ben ise yaptığımın çok çok normal, olması gereken bir davranış olduğunu söylerken yaşlı ablam öyle demiyordu!..

“Size, sizin aldığınız terbiyeye göre normal… Şimdiki nesilde  nerdeeeee?”

Düşünüp gereğini yapabilmek;  yaşlılarımızı, hastalarımızı, hamileleri ve çocukluları, gazilerimizi ve engellileri  hiçbir zaman unutmamak  umuduyla…

Fikret ARMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s