“ELHAMDÜLİLLAH  MÜSLÜMANIZ (!)”

Önceki yazılarımda insanlarımıza hep “okuyun” dedim… Hep “anlayın” dedim. Hesap günü sorumlu tutulacağımız Kitabımızı “elimizden düşürmeyelim, sadece o kitabı okuyalım, anlayalım, o Kitaba göre yaşayalım” diye yazdım.

Aslına bakarsanız yazdıklarımın, inananlara pek faydası olduğunu söyleyemem.   Biz inananlar alışmışız dürtülmeye!.. Hep başkalarının yol göstermesine!.. Neyi, ne zaman, nasıl, ne için yapacağımızı çoğu zaman hep başkaları söyler. Onlar nasıl söylerlerse bizler de ona göre yaparız. sabahleyin nasıl uyanacağımızdan, gece yatağa girerken neyi nasıl yapacağımızı, hep bir takım sıfatlar yakıştırdığımız büyüklerimiz söylemişlerdir… Maalesef bu böyledir. Hele din konularında!.. Yataktan kalkarken önce hangi ayağımızı yere basmalıyız? Gece yatmadan önce hangi duayı kaç kere okumalıyız? Bunları ve benzerlerini büyüklerimiz bizlere öğretip ezberletmişlerdir. Öğretilenlerin büyük bir bölümü namaz, oruç ve hac üzerinedir. Çünkü Müslüman denilince akla ilk gelen üç kelimedir namaz, oruç ve hacdır. Bunlarla ilgili merak edilenlerde, bilinmeyenler de, danışılacak insanlarımızdır hocalarımız, büyüklerimiz.

“Hocam… Rükuya eğildiğimde elimin beş parmağını dizimize nasıl koymalıyız? Bitişik mi olacak yoksa aralıklı mı olacak”

“Dede, sen bilirsin… Sofrada hurma varken orucumu ekmekle açtım. Günaha girdim mi?”

“İsmail hocam, Allah nasip ederse bu yıl hanımla hacca gideceğiz de bize bir yol göstersen!.. Mahallelinin hepsinden mi helallik almalıyım yoksa sevmediğim, istemediğim bazılarından helallik almasam olur mu?”

Böylesi akıl almaz sorular ve cevaplardan bu güne kadar vazgeçmedik,  vazgeçmeyeceğiz!.. Çünkü “din” dediğimiz sadece(!) namaz, oruç ve hacdır… Gerisi hikayedir.

İşin en hazin tarafı ise; bütün bu soruların cevapları “iman ettim” dedikleri Kur’an-ı Kerim’de yazıyor olmasına rağmen, “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlerimiz, Allah’ın emri olmasına rağmen O’nun kitabını açıp, okumak, anlamak ve Allah’ın ne dediğini, kullarından ne istediğini öğrenmek istemezler… Öğrenmek istediklerini, hocalarına, büyüklerine sorarlar. Böyle yaptıkça da farkında olmadan Allah’ın dininden uzaklaşırlar.

*

Birkaç gün önce gazete haberlerinde inanılmaz bir haber okudum. Haberi özet olarak yazıyorum.

Başı örtülü genç bayan mahalledeki oduncuya gelir… Cebindeki bütün paraları oduncuya uzatarak

“Bana altı liralık odun verir misiniz?” Şaşırmıştır oduncu…

“Hangi devirde yaşıyoruz bacım? Altı liralık odun olur mu?”

Sonuçta oduncu bir çuvala 10-15 kilo odun koyarak genç bayana verir ve ücretini de almaz.

Koşar adımlarla evine gelen genç kadının iki çocuğu tir tir titremektedir. Kadın çocuklarına sarılıp biraz olsun ısıtmaya çalıştıktan sonra “Sıkın dişinizi… Bakın odun getirdim… Az kaldı.. Birazdan sobamız yanacak ve ısınacağız.”

Odunları sobaya atmış, ancak ıslak odunlar yanmamıştı. Titreyen çocuklarını gören genç kadın dışarıdaki hurda kamyon lastiğini parçalayıp yakmayı ve ısınmayı denemişti ama yine olmamıştı. Çaresizdi kadın… Banyodaki saç kurutma makinesini fişe takıp çalıştırmış ve oğlunun eline tutuşturmuştu.

”Bak oğlum, ara sıra kardeşine de tut… O da ısınsın. Tamam mı?” dedikten sonra yan odaya geçerek kendini asıp yaşamına son vermiştir.

Haber böyleydi… Haberi okuduğumda gözlerim ıslanmanın çok ötesindeydi. Ve düşünüyordum… Hani laf açılınca mangalda kül bırakmayan bizler hep Peygamberimizden örnekler veririz. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Bu cümleyi söyleriz de yapmamız gerekeni yapmayız. “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlerin çoğu o iki çocuklu kadını görmemişlerdi. Bir Müslüman olarak, ama az ama çok, ellerinden geleni yapmaları gerekirken onlar başka yerlerdeydi. Onlar bu ihtiyaç sahiplerini görmeyip, Allah’a karşı doğruyu(!) bulmaya çalışıyorlardı…

“Parmaklar bitişik mi olacak, aralıklı mı?” Bir diğeri de orucunu düşünüyordu… “Hangisi daha sevaptır hocam? Orucu hurma ile açmak mı, yoksa zeytin ile açmak mı?” “Elhamdülillah Müslümanım” diyen insanım, verdiği nimetler için Allah’ına şükredeceğine sevap derdine düşmüştür. Bu insanın ihtiyaç sahiplerine/muhtaçlara yönelmesi zaten beklenemez.

*

Bunları neden yazdım?

Tabii ki namazımızı kılacağız…

Tabii ki orucumuzu tutup, haccımızı da yerine getireceğiz.

Hiç bir inananın bunlara itirazı olamaz. Bu ibadetlerimiz “yapabilirlik/güç” ile ilgilidir. Yani; namaz kılacak gücün varsa kılarsın… Oruç tutacak gücün varsa oruç tutarsın… Hacca gidecek gücün varsa hacca gidersin. Bunları yapacak gücün yoksa Yüce Allah sana “Bunları neden yapmadın?” diye hesap sormayacak. Bunu ben söylemiyorum. Bakara Suresi 286. Ayetin ilk cümlesi söylüyor.

“Allah hiçbir benliğe, yaratılış kapasitesinin üstünde bir yük yüklemez/teklifte bulunmaz. …”

İnanan Müslümanlar olarak bilmediğimiz en önemli konu, din; sadece namaz, oruç ve hacdan ibaret değildir. Yüce Allah’ın çoğu zaman bu ibadetlerimizin önüne geçen emirleri vardır.

“Yoksulu doyurun.”  gibi…

“Yetim hakkı yemeyin!”  gibi…

“Sadakanızı verin.”  gibi…

“Zekatınızı verin.”  gibi…

“Hayırlı işlerde birbirinize destek olun”  gibi…

“Allah için Adaleti gözetip kollayın!..”  gibi…

“Paylaşın, yardımlaşın…”  gibi…

Yaşamımızın vazgeçilmezleri olacak daha nice emirleri, öğütleri var Yüce Allah’ın. Ama biliyor muyuz? Hayır!… Çoğumuz bilmiyoruz!.. Çünkü “İman ettim” dediğimiz Kitabımızdan haberimiz yok!.. Varsa, yoksa hocaların, büyüklerin ne dedikleri önemlidir bizler için. Onlar ne derse “din” o’dur. Allah’ın dini ise duvarlarda asılı durup, okunup, anlaşılmayı beklemektedir.

Hani ülkemiz için diyorlar ya! “Müslüman Ülke”…  Hiç birbirimizi kandırmayalım ve gerçek  “Müslümanlardan” olalım.

*

“Elhamdülillah Müslümanım” diyen Kardeşlerim… Gözünüzü açıp, kendinize gelin. “İki çocuğunu ısıtamadığı için” hayatına son veren çaresiz insanlarımız bizlere, bundan sonra yapacağımız salih amellerimiz/güzel hayırlı işleriniz için ibret ve örnek olsun… Yardımlaşmayı, yapabildiğimiz kadar/gücümüz yettiğince paylaşmayı, hatta hatta gülümsemeyi,  bir diğer insana bir “selamı / merhabayı” hayatımızdan çıkarmayalım.

Yoksa, bizler alnımızı secdeden kaldırmasak dahi, orucumuzu bir ay değil ömür boyu tutsak da, Yüce Allah bizleri affetmeyecektir. Bundan hiç şüpheniz olmasın.

En doğrusunu Allah bilir.

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s