BUHARİ’DEN  MASALLAR…

indir

 İnternete girip ‘sahihi buhari’ yazdığımda karşıma çıkan ilk siteye girdim. Biraz göz attıktan sonra aşağıdaki sahih(!) hadisi buldum. Hadisin konusu hakkında yazmayacağım… Hadisin nasıl hadis olduğundan bahsetmeye çalışacağım. Sizlerle de paylaşmak istediğim işte o hadis…

..”

5- Hamr’ı Halâl Saymak İsteyen Ve Ona Hamr’dan Başka İsim Veren Kimseler Hakkında Gelen Haberler Babı

Ve Hişâm ibnu Ammâr şöyle söyledi: Bize Sadaka ibnu Hâlid tahdîs etti. Bize Abdurrahmân ibnu Yezîd ibn Câbir tahdîs etti. Bize Atıyye ibnu Kays el-Kilâbî tahdîs etti. Bize Abdurrahmân ibnu Gan-min el-Eş’arî tahdîs edip şöyle dedi: Bana Ebû Âmir yâhud Ebû Mâ­lik el-Eş’arî tahdîs etti: Vallahi o bana yalan söylemedi. Kendisi Peygamber(S)’den işitti ki, şöyle buyuruyordu: “Yemîn olsun, üm­metimden muhakkak birtakım kavim/er meydana gelecektir. Bun­lar ferci (yânı zina etmeyi), ipek elbiseler giymeyi, şarâb içmeyi, çal­gı âletleri çalıp eğlenmeyi halâl ve mübâh sayacaklar. Ve yine birtakım (merhametsiz) zümreler de bir dağın yanına (dağ mesirelerine) konak­layacaklar, onlara âid koyun sürüsü ile çoban sabahları yanlarına ge­lecek (akşamlan gidecek). Bunlara fakır kişi bir hacet için gelecek de bu duygusuz insanlar fakire: Haydi (bugün git), bize yarın gel! diye­cekler. Bunun üzerine Allah (eğlendikleri) dağı geceleyin üzerlerine indirip bir kısmını helak edecek, (sağ kalan) öbürlerini de kıyamet gününe kadar maymunlar ve domuzlar suretine tebdil edecektir” [1]

..”

Büyük din alimi(!) Buhari’nin, Peygamberimizin vefatından yaklaşık 200 yıl sonra yaptığı araştırmalar sonucu oluşturduğu hadis aynen böyle… (Günümüz muhaddis yardımcıları da hadisteki parantez içi bildirimlerle kendi düşüncelerini/anlayışlarını yansıtmayı ihmal etmemişler!) Buhari isimli alim(!)  bu olayı kimden öğrendiğini  kısaca şöyle anlatıyor;

Ammar rivayet etti… Ammara da Hâlid rivayet etmiş… Hâlid’e de Câbir rivayet etmiş… Câbir’e de Kilâbî rivayet etmiş… Kilâbî’ye de el-Eşarî rivayet etmiş… “Vallahi bana yalan söylemedi!.. Peygamberden duymuş” diye başlıyor…

Buhari isimli bu alim(!)  Peygamberimizin vefatından 200 yıl sonra,  Peygamberimizin  neler söylediğini işte böyle anlatıyor. İşte sana  “Peygamber  sözü” dediğimiz  “hadis”.  Hem de şahitli!..

Diğer muhaddislerin “hadis” dedikleri rivayetler de hemen hemen aynı. Birbirlerinden hiç farkları yok!

*

Fazla değil, biraz olsun aklımızı kullanabilsek doğru yol hiç de uzak değil ama farkında bile değiliz.

Peygamberimiz, “Ben yalnız bana vahyolunana uyarım.” dediği Allah’ın ayetlerini, Mekke’de, Medine’de, tüm çevresindekilere, tanıdıklarına-tanımadıklarına, Allah’a iman etmek isteyen herkese, onların gözlerinin içine baka baka, nefesiyle, iki dudağından çıkan kelimelerle söylemiştir. Binlerce ayeti doğru yola gitmek isteyenlere kendisi söylemiştir.

Peki ya muhaddisler? Buhari, Tırmızî ve diğerleri, Peygamberimizi, O’nun zevcesi Aişe’yi hiç görmüşler mi? Peygamberimle aynı yolda yürüyen, sohbet eden O’nun sahabesinden kiminle görüşmüşler? O’nun komşularından hangisi ile tanışmışlar? Buhari isimli din alimi(!) yukarıdaki hadisi rivayet ederken; el-Eşarî’yi, Kilâbî’yi, Câbir’i, Hâlid’i görmüş mu? Hayır… O ona demiş!.. O da ona demiş… Ona da o demiş… Rivayetler rivayetleri kovalamış ve bugün, Yüce Allah’ın Kitabına maalesef eş koşulan, “hadissiz olmaz” denilen yeni bir din ortaya çıkmış!..  Buhari ve diğerleri de, masalların, rivayetlerin sahipleri  din alimleri(!) olarak karşımıza çıkmışlar!..

Oysa, “yalnız Allah’a kulluk ederiz” diyen biz inanlar hiç düşünmüyoruz. Bu Buhari ve diğer muhaddisler, o günün teknolojisiyle, kendilerinden 200 yıl önce yaşayan bu insanlardan, kimin kime ne söylediğini nasıl biliyorlar!..

Peygamberimizin, her gün defalarca “bizi doğru yola ilet” diyen “Müslüman” ümmeti, Yüce Allah’ın Kitabını duvara asmış, Kitabın ayetlerinden habersiz, iste bu rivayetlerin peşlerine takılmışlar güya  ‘doğru yol’u arıyorlar!.. Hem Peygamberimizin iki dudağının arasından çıkan sözlerin olduğu Kitabı duvara asacağız, hem de her gün Allah’ın huzuruna çıkıp “bizi doğru yola ilet” diyeceğiz… Ondan sonra da Allah’ın Kitabını bırakıp ne olduğunu, nasıl olduğunu bilmediğimiz rivayetlerin peşinden ‘din’ diye koşacağız ve sonunda Allah’tan cenneti isteyeceğiz öyle mi?..

Kendimize gelelim!.. Kendimizi, çevremizi, herkesi kandırabiliriz… Ama (haşa) Yüce Allah’ı kandıramayız!.. O, her şeyi gören, her şeyi bilendir. O’nun  “Cenneti haram kıldıklarından” olmamak için düşünüp aklımızı kullanalım. O’nun dinini, tıpkı Peygamberimiz gibi, O’nun Kitabına göre,  arı-duru dini yaşayalım. Hani hep diyoruz ya, “Peygambere itaat edelim…” İşte o gün bugündür. Buhari ve diğerlerinin masallarının peşinden gideceğimize, Peygamberimize itaat ederek, O’nun yaptığını yapalım ve sadece bize tebliğ edilene, Kur’an-ı Kerim’e uyalım… Yüce Allah’ın dediği gibi…

“Rabbinizden size indirilene uyun…”

En doğrusunu Allah bilir.

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

[1]   enfal.de/buhari/ sitesinden alınmıştır.

Reklamlar

About Fikret Arman

ALLAH'ın dosdoğru yoluna ileten tek Kitap; KUR'AN-I KERİM'DİR.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: