Arşiv | Kur’an Ayetleri RSS for this section

ALLAH’IN  “VERİN”  DEDİKLERİ,  SİZİN  VERMEYE  KIYAMADIKLARINIZ  OLMALI

Yardım3

Çoğumuzun yaptığı şeydir “ihtiyacı olana vermek”.

Yılın belirli zamanlarında, özellikle mevsim değişikliklerinde, kışlıkları, yazlıkları kaldırırken, indirirken, yerlerini değiştirirken  aklımıza gelir ve birbirimize söyleriz. “Giymeyeceklerinizi ayırın!.”  Hatta bütün ev halkının o anlarda hep birlikte olmasını isteriz ki, herkes giyeceklerini/giymeyeceklerini ayırsın da şu işi bir seferde bitirelim diye.

Bizlerin hamurunda var bu anlayış. Giymediklerimizi, kullanmayacaklarımızı, ihtiyacı olan kimselerin kullanımına sunmak. Bunun için her şeyi yaparız. Hatta onları bulmak için yakınlarımıza haber veririz. “Bildiğiniz, tanıdığınız, ihtiyacı olan varsa ona verelim.”

Yıllardır yapmaya çalıştığımız yardımseverlik genel olarak bu. Kullanmadıklarımızı, kullanmayacaklarımızı, tepeden tırnağa, şapkadan çoraba kadar muhtaçların kullanımına sunarız. Ülkeme şöyle bir bakıyorum da, artık belediyeler de belirli noktalara “toplama kutuları” koymuşlar. Kasaba halkı kullanmayacaklarını buralara bırakıyor, burada toplananlar daha sonra ihtiyaç sahiplerine dağıtılıyor. Bu duruma ve bunlara  razı olan muhtaçlar çaresiz utana sıkıla, hatta bazıları çalarcasına bunları alıyorlar ve alacaklar. Çünkü böyle görmüş, böyle alışmış, böyle alıştırılmışız!..

Doğrusunu bilmeden, öğrenme gereği dahi duymadan,  yıllardır her yerde ve herkes böyle yapıyor… “Kullanmadıklarınızı ayırın. İhtiyacı olana veririz.”

Bunda ne kötülük var? diyeceksiniz. Tabii ki yok… Muhtaçları düşünmek bile başlı başına bir ibadet. Ancak; okuyup öğrenme alışkanlığı olmayan bir ülkede bundan iyisi Şam’da kayısı!..

Yüce ALLAH, sevap adına yaptığımızla bu paylaşımlarla ilgili bakın ne diyor?

Bakara Suresi 267. Ayet: Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz ve güzellerinden infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Ganî’dir, cömertliğine sınır yoktur; Hamîd’dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.”

Yüce ALLAH, “kazandıklarınızın temiz ve güzellerinden verin” diyor. “sizin kullanmayacağınız  pis, bayağı şeyleri vermeyin” diyor. “vermeye kıyamayacağınız şeyleri verin, hatta yenisini verin” demek istiyor.

Sırf vermiş olmak için vermemeliyiz!.. Pis ve çöpe atılması gerekenleri gerçekten çöpe atmalı ve yardımlarımızı ALLAH’ın ayetine uygun olarak yapmalıyız diye düşünüyorum.

Muhtaç olana vermek, en güzel ibadetlerden birisidir. Kitabımızda bunu emrediyor. Ama yukarıdaki ayeti unutmamamız gerekir diye düşünüyorum. Muhtaçlara yardım ve bu yardımların artması dileklerimle…

Doğrusunu ALLAH bilir…

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

Reklamlar

NEDEN  ÖLMÜŞ  KARDEŞİMİZİN  ETİNİ  YEMEYİ    ÇOK SEVİYORUZ ?

“ALLAH  tüm inananlara tövbe etmeyi nasip etsin.”

gIYBET 3

Müslüman aleminde, anlamakta en çok zorlandığım konulardan birisi aşağıda yazacaklarımdır. Konuşurken mangalda kül bırakmıyoruz… “Bu ülkenin % 99 u Müslüman.”  Evet evet!..  Doğru bir cümleymiş gibi sıkıştığımızda bu cümle kullanılır. “Bu ülkenin % 99’u Müslüman.” Gerçekten böyle mi?

Tabii ki bir Müslüman; namazını, orucunu, haccını unutmayacak. Ama daha da önemlisi, bir Müslüman ALLAH’ın dininin ve emirlerinin bunlarla sınırlı olmadığını da bilecek!.. Yüce ALLAH’ın biz Müslümanlara daha binlerce emri olduğunu, iman ettiği Kitabı okuduğumuzda anlayacağız.

“Elhamdülillah Müslümanım.” demekle bu iş bitiyorsa %99’u olmasa bile %90’ın üzerindekiler için  Müslüman diyebiliriz. Ben bunlara “iman ettiği kitabından habersiz dilde müslümanlar” diyorum. “İman ettim” dediği kitaptan haberi olmayan, o kitabı hakkıyla okuyup anlamamış, Yüce ALLAH’ın emirlerinden, öğütlerinden habersiz, dinlerini sakallı, takkeli, hoca sıfatlı kişilerden,  bilmeyen atalarından(!) öğrenen gruptur bu Müslümanlar. İbadetlerini, atalarından gördükleri, öğrendikleri gibi yapmaktadırlar ve namaz, oruç, hac kavramlarının dışında din hakkında bildikleri fazlaca bir şey yoktur.

Çok değil, üç gün önce… TV sunucusunun, “La ilahe illallah” ne demektir, anlamını biliyor musunuz?” sorusuna cevap almak için uzattığı mikrofona, yaşları 15-70 arası olan 10 kişiden dokuz tanesinin utanmadan ve sıkılmadan  “He valla bilmiyorum.” cevabını verenler, ya da utancından cevap vermeden kaçanlardır bu Müslümanlar.

*

Bütün bunları neden yazdım? Öncelikle biz Müslümanlar olarak, dinimizi neden anlamak istemediğimize olan isyanımı dile getirdiğimi söyleyebilirim… Yazımın başında dedim ya “Anlamakta en çok zorlandığım konu” diye. İşte bu konu… Ben, iman edilen bir Kitabın okunmadığı dini, müslümanlığı anlamıyorum.

İçinizde bana şu ezber cümleyi de söyleyenler olacaktır. “İnanç, İman gibi konular  ALLAH ile kul arasında  kardeşim! Sana ne?”  Evet, bu ve benzer cümleleri işitir gibiyim. Ama ben yine de “bana ne?” demeyeceğim. İman ettiğim kitaptan okuyup, anladıklarımı, inandığım doğruları her yerde ve her zaman paylaşacağım.

*

Yüce ALLAH Kamer Suresinin 17-22-32 ve 40. Ayetlerinde aynı sözleri vurgulayarak  bakın ne diyor;

“Yemin olsun ki, biz, Kur’an’ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!”

Yukarıda tarif ettiğim Müslümanlardan kaç tanesinin bu ayetlerden haberi var? Yüce ALLAH’ın ayetlerinden öğüt ve ibret alan var mı? Yüz kişiden beş tanesi bu ayetleri biliyor mu? Bence bilmiyor. “İman ettim” dediği kitabı okumamış kişilerin bu ayetlerden nasıl haberi olacak? Ama bu okumamazlık başımıza ne işler açıyor bir bilsek!

*

Müslümanım diyen bizlerin asla vazgeçemediğimiz bir alışkanlığımızı dile getireceğim. Dedikodu… Yani gıybet.

Evlerimizde, iş yerlerimizde, kahvehanelerde, sokakta, otobüste, metroda, yürürken, ama iki kişi ama daha çok, dedikodu yapmayanımız var mı?

Herhangi birisinin arkasından konuşmayanımız, onu çekiştirmeyenimiz var mı?

Tanıyalım ya da tanımayalım… Birisinin ayıbını aramayanımız var mı?

Yukarıdaki benzer sorular çoğaltılabilir. Ben, kısa kesmek istiyorum.

Hem ALLAH’ın “yapmayın” dediği şeyleri yapacağız, sonra da “elhamdülillah Müslümanım” diyeceğiz. Oh ne ala, ne ala!..

Yüce ALLAH, biz Müslümanların bu davranışı için başımıza neler gelebileceğini, Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de nasıl söylüyor?

Hucurat Suresi 12. Ayet: ” Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.”

Ayeti okuduğunuzda anlamadıysanız ya da içiniz titremediyse anlayana kadar tekrar tekrar okuyunuz.

Yüce ALLAH, zannı, ayıp aramayı ve dedikodu (gıybeti) yapanlara vereceği cezayı ayette söylüyor. “Ölmüş kardeşinin etini yemek ister misin?” örneğini vererek, dedikodu yapanlara nasıl ağır bedeller ödeteceğini söylemiyor mu? Peki bizler niye hala her yerde ve her zaman hala dedikodu yapıyoruz? Neden? Yoksa, ölmüş kardeşimizin etini yemek hoşumuza mı gidiyor?

“Elhamdülillah Müslümanım” dediğimiz halde; ALLAH’ın onlarca ayetinde “okuyun, anlayın” diyerek emretmesine rağmen, “iman ettim” dediğimiz Kitabımızı neden okuyup anlamıyoruz?

Merhameti bol Rab’bimiz hala bizlerden umutlu ki, yanlışımızdan dönmemiz için ayetin son kısmında tövbe kapısını hatırlatıyor bizlere…

“…Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.”

Dil Müslümanlığından kurtulup gerçek bir Müslüman olmak için,  “İman ettim” dediğimiz Kitabımızı okuyup anlamak için, en azından dünya hayatımızın bundan sonrasını iman ettiğimiz Kitabı bilerek yaşamak ve tövbe edenlerden olmak için daha neyi bekliyoruz?

Doğrusunu ALLAH bilir.

ALLAH’a emanet olun.

Fikret ARMAN

ŞEYHLERİ,  ŞIHLARI,  GAVSLARI,  TARİKAT  ve  CEMAAT  LİDERLERİNİ RAB’LER EDİNENLER

tarikat 2

Yazıma herkesin inancında özgür olduğunu, buna kimsenin karışamayacağını vurgulayarak başlamak istiyorum. Buna inanılmaz saygı duyuyorum.

Ne diyor Yüce Rab’bimiz Müslümanlar için indirdiği kitabında;

Bakara Suresi 256. Ayet: “Dinde baskı zorlama yoktur. …”

Tabii ki herkesin inancı kendine. İstediği gibi inanır ve inancını istediği gibi yaşar. Ben sadece bana düşen hatırlatma görevimi yapacağım. Gelelim konumuza…

“Müslümanım” dediği halde yazımın başlığındaki velilere ve benzerlerine tapanların, onların yolundan gidenlerin, “iman ettim” dedikleri Kur’an-ı Kerim’den haberleri olduğuna inanmıyorum.

Şayet Kur’an-ı Kerim’den haberleri ve ALLAH korkuları varsa bir an önce tövbe edip doğru yolu bulmalılar. Yok eğer Kur’an-ı Kerimden haberleri yoksa ve gerçekten Müslüman iseler bir an önce iman ettikleri kitaba dönmeliler… O’nu okuyup anladıklarında gerçek Müslüman olup olmadıklarına kendileri karar verecekler.

Zümer Suresi 3. Ayet: “Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır! O’ndan başkasını veliler edinerek, “biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.”

Anlamakta en çok zorlandığım konulardan birisidir bu konu. Gerçekten anlamakta zorlanıyorum… Hem de çok zorlanıyorum. İman edip teslim olduğumuz bizleri yaratan Yüce ALLAH var iken, velilerin ardından giden, onlara kulluk eden bu Müslümanları anlamakta zorlanıyorum. Bu duruma benim itirazım, Müslümanım diyen bu kardeşlerimizin yanlış yolda olduklarını hala bilememeleridir. Kesinlikle yanlış yoldalar. Ben onlara bazı ayetleri hatırlatıyorum ve bundan sonrasını kendilerine bırakıyorum. ALLAH yardımcıları olsun.

Bazı Kardeşlerim bana kızabilir! “Sana ne insanların inancından?” diye sorabilirler. Bu Kardeşlerim ne kadar haklı olabilirler bilemiyorum. Yapmak istediğimi yukarıda açıkladım. Gerçekten Müslümanım diyorlarsa bir an önce doğru yolu bulmaları için yanlış olduğunu düşündüğüm konuları onlara söylememin ALLAH’ın emri olduğunu biliyorum.

Saff Suresi 14. Ayet: “Ey iman sahipleri! Allah’ın yardımcıları olun! …”

*

Müslümanım diyen Kardeşim,

Her namazında defalarca “yalnız ALLAH’a kulluk ederim” diyorsun da, sıfatları yukarıda yazılı olan evliyanın yanında ne işin var? Yüce ALLAH ALLAH’tan başkasını veliler edinmeyin.” demesine rağmen ve sen hala hem ALLAH’ın kulu hem de velinin müridi olarak onların yanındaysan, kusura bakma,  cezasına katlanacaksın. İman ettiğin Kitap böyle söylüyor… Bir Müslüman hem ALLAH’ın kulu, hem de bir velinin müridi olamaz!..

Zümer Suresi 36: “Veli olarak Allah kuluna kafi değil mi? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa artık ona kılavuzluk edecek yoktur.”

Yüce Rab’bimiz sadece kendisine kulluğu emretmiş iken, kulluk edilmesini Meleklerine, Peygamberlerine dahi vermemiş iken, bu veliler kim oluyor da onlara kulluk ediliyor?

Ali İmran Suresi 80. Ayet: “Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez.Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkarı mı emreder size?”

Yüce ALLAH, Peygamberimize kulluk etmemizi bile yasaklanmış iken kimdir bu kulluk edilen veliler? Yoksa ALLAH’ın ayetlerini inkar mı ediyorsunuz?

Müslümanım Kardeşim,

Her namazında ALLAH’ım bizi doğru yola ilet” diyorsan, ALLAH’ın doğru yoluna olmak istiyorsan, KUR’AN-I KERİM’in emirlerine uyacaksın. İman ettiğimiz Kitabımızın da söylediği gibi, o velilerle işimizi bitirmedikçe işimiz çok zor.

Münafikun Suresi 6. ayet: “… Allah fasıklar (Allah’ın emirlerine uymayan) topluluğunu doğru yola eriştirmez.

ALLAH, doğru yola girmek isteyen inananların yardımcısı olsun.

En doğrusunu ALLAH bilir.

Selam ve dua ile,

Fikret ARMAN

NEDEN ŞEYTANSIZ YAPAMIYORUZ?

“Şeytana uymayan Müslümanlardan olalım…”

Devil-or-Angel

Halk arasında söylenegelmiş bir deyimdir. “Şeytanınız bol olsun!..” Özellikle şans oyunları, şansa ihtiyacı olanlar için söylenen bir sözdür. Ben ise yazımda şeytanla yaşanılan, şeytansız yapamadığımız durumları anlatmaya çalışacağım.

ALLAH hepimizin yardımcısı olsun.

*

Zühruf Suresi 36 – 37. Ayetler: Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin halâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.

ALLAH’ın Zikrini, Kur’an’ını görmezden gelenlerin düşeceği durumu hatırlatıyor bizlere bu ayetler. ALLAH’ın Kitabını bir tarafa koyup bir takım evliyanın (velilerin) peşinden gidenler için Rab’bim ne diyor, hatırlayalım…

A’raf Suresi 3. Ayet: Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden bir takım velilerin ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

Rab’bim onlarca ayetinde soruyor… “Hala düşünüp aklınızı kullanmayacak mısın?” diye… Şayet, hala düşünmüyor ve ayetlerden ders almıyorsak “şeytanımız bol olacak!..”

*

Yüce ALLAH onlarca ayetinde “yalnızca bana kulluk edin” diyor. Ben bu ayetlerden sadece bir tanesini hatırlatıyorum.

Enam Suresi 56. Ayet: De ki: “Ben, Allah’ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!” De ki: “Sizin keyiflerinize uymam! Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam.”

Peygamberimiz yalnızca ALLAH’a kulluk edip diyor ki; “Sizin keyiflerinize uymam! Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam.” Oysa bizler öyle mi yapıyoruz? Kula kulluk etmiyor muyuz? Dürüst olarak cevap verelim. Gerçekten yalnızca ALLAH’a mı kulluk ediyoruz? Hayır!.. Türbelerden kendimizi alamıyoruz. Evliyadan umudumuzu kesemiyorsak ben de diyorum ki;

Rab’bim onlarca ayetinde “Hala düşünüp aklınızı kullanmayacak mısın?” diye soruyorsa ve bizler ise hala düşünmüyor, aklınızı kullanmıyorsak, ayetlerden ders almıyorsak “şeytanımız bol olacak!..”

*

Yüce Rab’bimiz diyor ki,

Cin suresi 18. Ayet: Hiç kuşkusuz, mescitler/secdeler Allah içindir. O halde, Allah ile birlikte bir başkasına yakarmayan/Allah’ın yanında bir başkası için çağrıda bulunmayın.

Mescitler sadece ALLAH içinse; mevlitlerde, kandillerde mescitleri, camileri kimin için açıyorsunuz? Mevliti kim yazmış, söylemiş?.. Peygamberimiz hangi kandili kutlamış da bunlar  da ALLAH’tandır diyerek bize emanet bırakmış? Şayet Peygamberimizin de böyle bir emaneti yoksa bizler neden mevlitlerde, kul icadı kandillerde camilerimizi, mescitlerimizi açıyoruz? Hani mescitler sadece ALLAH içindi?

“Hala düşünüp aklınızı kullanmayacak mısın?”  Şayet, hala düşünmüyor ve ayetlerden ders almıyorsak  “şeytanımız bol olacak!..”

*

ALLAH, kendisinden başka kimseyi ilah edinmememizi istiyor ve ekliyor… Onları ALLAH’ı  sever gibi sevmememizi istiyor…

Bakara Suresi 165. Ayet: İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah’a eş tutarlar da onları Allah’ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah’a sevgide çok kararlı ve taşkındır. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah’ta bulunduğunu, Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler! 

Ali İmran Suresi 80. Ayet: Ve size melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez.Siz, müslümanlar haline geldikten sonra inkarı mı emreder size?

Eğri oturup doğru söylemek gerekir. Pek çoğumuz bu ayetleri bilmiyor ve öylesine yanlışlar yapıyoruz ki, ALLAH cümlemizi affetsin.

Beş vakit ezandan bir tanesi okunuyor ve ezanın “eşhedüenne Muhammeden resulallah” kelimelerini duyduğumuzda, pek çoğumuz elimizi kalbimize götürüp peygamberimiz Muhammed’i yüceltme yarışına giriyoruz. Oysa ezanın başlamasıyla birlikte duyduğumuz “ALLAHU EKBER”i duyduğumuzda çoğumuzun kılı bile kıpırdamıyor. Özetlemek gerekirse (haşa) ALLAH’ı unuttuk ama peygamberimiz Muhammed’i hatırlamayı unutmadık!.. Neden böyle yapıyoruz hiç düşündük mü?

Düşünmedik! Çünki, ALLAH’ın ayetlerinden haberimiz yok!..

ALLAH’ın ayetlerinden haberi olup da ezanda Peygamberini unutmayıp ALLAH’I anmayı pas geçiyorsak, demek ki,  “Şeytanımız  bol olacak!..”

*

Yaptığımız en kötü işlerde sığındığımız ilk cümle “Şeytana uydum!” olur… Kimse de neden diye sormaz!  Oysa en çok sorgulamamız gereken bir savunma cümlesidir bu. Neden şeytana uydun? Cevabı yoktur bu sorunun… Cevap verecek kişi sadece yutkunur!

Konu ile ilgili o kadar çok örnek var ki, sadece bir örnekle geçiştireceğim.

Adam itiraf ediyor… “Anamın dizinden tahrik oluyorum.” diyor… Bir başkası; “Nefsime hakim olamadım… Şeytana uydum!” diyor.

Değerli kardeşim, “Elhamdülillah Müslümanım” diyorsan şeytana uymayacaksın!..

İlk nefesimizden son nefesimize kadar dünya hayatındaki sınavlarımızın en önemlilerindendir bu konu. Şeytanın bizler insanlar üzerinde en etkin olduğu konulardan birisidir.   Belki de şeytanın en sevdiği konudur.

Rab’bimizin, cinsiyet ayırmaksızın emrettiği iki ayetinin ilk cümlelerini hatırlayalım…

Nur Suresi 30. Ayet: Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Nur Suresi 31. Ayet: Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar.

Yüce ALLAH yarattığı kullarına “bakışlarını yere indirsinler.” diye emrediyor.

Bizler ise ALLAH’ın emrini aklımıza getirmeyip bakışlarımızı yere indiremediğimizde mazeretimiz hazır!.. “Şeytana uydum!”

ALLAH’ın emrini unutup şeytana uyan kardeşim… “Şeytanın bol olacak!..”

*

Ayetleri bir kez daha hatırlayalım…

Zühruf Suresi 36. Ayet: Kim Rahman’ın Zikri’ni görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur.

Zühruf Suresi 37. Ayet: Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar.

*

Değerli kardeşlerim, biliyorum… Şeytanı bol bir yazı oldu.

Vurgulamak istediğim; ALLAH’ın kitabını okuyup anlamamız gerektiğini unutmamak ve tek rehberimiz olan bu Yüce kitaba göre yaşamak. ALLAH’ın berisinden velilere ve şeytana uymamak…

Yüce Rab’bimizin ayetlerini her zaman hatırlamak, şeytana uymamak, ALLAH’ın emrettiği dosdoğru yolundan ayrılmamak ve  hidayete ermek umuduyla…

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

“BEN ALLAH’IN YARDIMCISIYIM…”

Kuran2

10 yıl önce bu cümleyi çeşitli aile ve dost ortamlarında söylediğimde inanılmaz tepkiler almıştım. Onların da iman ettikleri Kitabı okuyup anlamalarını istediğim için gerekçesini söylememiştim. ‘Ben ALLAH’ın yardımcısıyım.’ dediğimde aşağıdaki benzer tepkileri sürekli almıştım.

“Sen iyi misin?”

“Tövbe de Fikret bey!.. Tövbe de!”

“Deme yahu!.. Abi ben seni Allah’ın elçisi zannediyordum!” diyenler oldu sırıtarak.

Din ile ilgili sohbet ortamlarında konu açılıpta bana bir şey sorulup bu cümleyi kullandığımda, İnanması zor ama dövülmeye yakın tartaklanmıştım. Biraz daha ileri gitseler inanın linç girişimi!.. Bazılarının o günlerde söylediği cümle;

“Utanmasa Peygamber olduğunu söyleyecek kafir!”

Onlara hep şu cümleyi söylüyordum… ”Duvara astığınız Kitabı açıp okuyun ve anlayın. O Kitabı duvardan indirmiyorsanız, o duvarı yıkın ve o Kitabı yine de okuyup anlayın!”

*

Geldik bu güne… On yıl sonra ben de değişen bir şey yok. Diğerlerinde de bir değişiklik olmadı. Aradan geçen on yılda her şey aynı.

“Ben ALLAH’ın yardımcısıyım.” diyorum hala… Karşımdakilerin neredeyse tamamı “Şeytan!” ya da “Kafir!”, “Zındık!” ve benzeri yakıştırmaları yapıyorlar. İçlerinden çoğu ”Tövbe etmezsen çarpılacaksın!” diyor.

On yıldır yalvararak söylediğim “İman ettim dediğiniz Kur’an-ı Kerim’i  okuyun ve anlayın.” hatırlatmamdan hemen hemen hiçbirisi ders almamış ki, hala bana küfrediyorlar.

Oysa ben yıllardır Kur’an-ı Kerim’den anlayabildiklerimi sürekli bu dostlarıma, çevreme ve inananlara iletmeye çalıştım. Onlara hep şunu söyledim. “Benim söylediklerime, yazdıklarıma inanmayın!.. Sadece ve sadece Kur’an-ı Kerim’i okuyun ve anlayın, O’na göre yaşayın.” dedim. Ama Yüce Allah’ın bana verdiği yardımcılık görevini yerine getirememişim ki bugün hala hocaların, velilerin peşinden koşuyorlar… Onların yazdıkları kitaplar ne derse onları yapıyorlar. Duvara astıkları Kitabın kapağını  açıp bakmamışlar bile!.. Okuyanlarda sırf okumuş olmak için okuyorlar… Anlamıyorlar Kur’an’ın ne dediğini. Ve ben bu durumun daha yüzyıllarca devam edeceğine, ‘iman ettim’ dediğimiz Kitabımızın daha yüzyıllarca duvardan inmeyeceğine inananlardanım. Peygamberimizin en büyük şikayeti de bu olmayacak mı?

Furkan Suresi 30. Ayet:

Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.” 

*

“Ben ALLAH’ın yardımcısıyım.”

Bana küfretselerde, beni assalarda, kesselerde bu düşüncem değişmeyecek!.. Yüce ALLAH’ın bu emrini son nefesime kadar söyleyecek ve Yüce ALLAH’ın ilminden alabildiğimi, iman eden kardeşlerime vermeye devam edeceğim.

“Ben ALLAH’ın yardımcısıyım.”

Bu cümle bana ve benim gibi iman eden bütün kardeşlerime “farz”… Tıpkı “namaz” gibi… Tıpkı “oruç” gibi… Tıpkı “zekat” gibi.

Yüce ALLAH nasıl söylüyor bizlere emrederken?

“Namazınızı kılın.”

“Orucunuzu tutun.”

“Zekatınızı verin.”

Onlarca ayetinde bu şekilde emretmiyor mu?

İman ettiğimiz Kitabımızın bir ayetinde de bizlere şöyle emrediyor Yüce ALLAH…

“ALLAH’IN  YARDIMCILARI  OLUN.”

Saff Suresi 14. Ayet:

Ey iman sahipleri! Allah’ın yardımcıları olun! Hani, Meryem oğlu İsa, havarilere: “Allah’a gidişte benim yardımcılarım kimdir?” demişti de, havariler: “Biz, Allah’ın yardımcılarıyız!” cevabını vermişlerdi. Bunun ardından, İsrailoğullarından bir zümre iman etmiş, bir zümre de küfre sapmıştı. Nihayet biz, iman sahiplerini düşmanlarına karşı güçlendirdik de onlar üstün geldiler.”

*

İşte böyle değerli Kardeşlerim…

İman ettiğim Kitabımdan alabildiklerimi, doğruları ve yanlışları, siz değerli kardeşlerimle paylaşmak, bunları hatırlatmak Yüce ALLAH’ın bana emri. Yalnız ALLAH’a İman eden bir kul olarak bu benim görevim. Çünki;

“Ben ALLAH’ın yardımcısıyım.”

Doğrusunu ALLAH bilir.

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN

BİR  KİTAP  DAHA İNSEYDİ !..

Namaz.jpg

Hiç düşündük mü, Yüce ALLAH bir kitap daha indirseydi, Peygamberimiz Muhammed’in Müslüman kavmi olan bizler için bir şeyler söyler miydi? Söyleseydi ne söylerdi? Hiç düşündük mü?

Öncelikle hemen söylemeliyim… Tabii ki bir Kitap daha inmeyecek… Ve bir Peygamber daha gelmeyecek. Bunu hepimiz biliyoruz. İman ettiğimiz kitap böyle diyor. Yüce ALLAH, son Peygamber Muhammed’den sonra Peygamber gelmeyeceğini söylüyor.  Bu yazıyı yazmaktaki tek  amacım, birçok konuda çok büyük yanlışlar yaptığımızı düşünmek ve siz kardeşlerimi düşünmeye davet etmek…

*

Neden böyle bir başlıkla başladım yazıma? Onu da hemen söyleyeyim… Onlarca ayetinde “Düşünün ve aklınızı kullanın.”  diye emreden Yüce ALLAH’ın bu emrini, biz Müslümanların çok büyük bir  kesiminin  hiç dikkate almaması ve bu nedenle, Yüce ALLAH’ın, Peygamberimiz Muhammed’in kavmi  ile ilgili neler diyeceğini, kavmi nasıl helak edeceğini  anlatacağı bir kitabı hayalimde haddim olmayarak tasarlamamdır.

Haşa! Böyle bir haddimin olmadığını bildiğim  için, yaptığım/yapacağım yanlışlarımdan dolayı Yüce ALLAH’ın sonsuz merhametine sığınıyorum.

*

İman ettiğimiz kitabımız  Kur’an-ı Kerim’i okuyup anlayanlar hatırlayacaklardır. Yüce ALLAH bütün  sure ve ayetlerinde, biz inanan kullarını, ders almamız için yapmamız/yapmamamız gerekenleri, bizden önceki kavimleri örnek göstererek açıklamaktadır. Bizden önce yaşayan  iman eden/etmeyen kavimleri ne için ve nasıl helak ettiğini anlatmaktadır… İbret alalım, bu hataları bizler de yapmayalım diye!..

İbret alan var mı? “İman ettim” dediği kitabı okuyup, anlayan, Yüce ALLAH’ın helak ettiği kavimlerden haberi olan kaç Müslüman var? Kavimleri neden helak ettiğini, O’nun indirdiği  Kitapta okuyan kaç kişi var?.. Sayısını bilemem ama yaklaşık bir tahminde bulunmam gerekirse  iddialı bir şekilde, Peygamberimizin bizlere tebliğ ettiği Kitabı düşünerek okuyup anlayan Müslümanların sayısının toplam Müslümanların sayısının yüzde beşinden fazla olmadığını düşünüyorum. Yani her yüz kişiden en çok beş tanesi iman ettiği kitabı okumuş, anlamış ve o kitaba göre yaşamaktadır. Peki ya diğerleri? Geriye kalan yüzde doksanbeş  nasıl yaşıyor?  Anlatmaya çalışacağım…

Yazıma, böyle bir başlıkla başlamayı düşündüren ayet; onlarca, yüzlerce kez okuyup, anlamaya çalıştığım Furkan Suresinin 30. Ayetidir.

Furkan Suresi 30. Ayet: “Resul de şöyle der: “Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur’an’ı terk edilmiş/dışlanmış halde tuttular.”

Hesap günü Peygamberimizden sorulduğunda Peygamberimiz yukarıdaki cümleyi söyleyecek… Biz Müslümanlara tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerim’in, kendi kavmi tarafından terkedildiğini, Müslümanların, sözde alimler tarafından yazılan kulların kitaplarının peşinden gittiğini o gün söyleyecektir.

Bizler bu ayetten ders çıkarıp gereğini yapıyor muyuz? Hayır!.. “İman ettim” dediğimiz  kitabı terkettiğimiz için çok büyük bir Müslüman çoğunluğunun maalesef bu ayetten haberi dahi yok!

*

Sadece düşünüyorum… Peygamberimiz Muhammed’in kavmi olan biz Müslümanlara indirdiği kitabında, onlarca sure ve yüzlerce ayetinde, bizden önceki kavimleri anlatan Yüce ALLAH, şayet bir Kitap daha indirseydi, o kitapta, kitabın  indirildiği kavme neler anlatırdı diye düşündüm sadece… Muhtemelen Kur’an-ı Kerim’de bizlere örnek verdiği, bizden önceki kavimleri yeni kitabında tekrar örneklerken, son olarak da Peygamberimiz Muhammed’in kavminden de örnekler verecekti. Vereceği örneklerle Müslüman kavminin yanlışlarını anlatacak ve neden helak ettiğini söyleyecekti yeni kitabında.

Kitabının içerisinde de Muhammed Peygamberin kavmi ile ilgili muhtemelen şöyle ayetler/cümleler yer alacaktı…

  • “Biz Muhammed’in kavmine de Kitap gönderdik ve onlara OKU’mayı emrettik. Ama onlar Kur’andan yüz çevirdiler, O’nu okumadılar.”
  • Muhammed’in kavmine dedik ki; “Kur’anın ipine sıkı sıkı sarılın, O’nun berisinden bir takım velilerin peşinden gitmeyin” dedik. Ama onlar bunu dinlemediler. Hep velilerin peşinden gittiler.”
  • “Muhammed’in kavmine, bölünüp parçalanmamalarını, fırkalara ayrılmamalarını söyledik ama dinlemediler!.. Mezhep, tarikat, cemaat ve çeşitli isimler altında paramparça oldular. Biz de onları zalimler topluluğu ilan ettik ve onları biribirlerine kırdırdık.”
  • Onlara, sadece ve sadece Kur’ana uyun dedik, dinlemediler. Sözde “hadis” dedikleri, çoğu Peygamberleri Muhammed’in ölümünden yüzyıllar sonra meydana çıkan sözlerin peşinden gittiler. Onlara Peygamberleri Muhammed kanalıyla “ALLAH’ın sözü üzerine söz olur mu?” diye hatırlattık ama yüz çevirdiler. Bu da ALLAH’tandır dedikleri yüzlerce, binlerce söz uydurdular.”
  • “Onlara “ALLAH’tan başka ilah yoktur, ALLAH’tan başkasına kulluk etmeyin!” dedik. Ama onlar ne yazık ki, kullara kulluk ettiler.
  • “Biz onlara indirdiğimiz Kitapta abdesti ve namazları yazdık. “ALLAH’a dinini mi öğretiyorsunuz?” diye uyardık. Ama onlar ders almadılar!.. Onlar bizim yazdıklarımızı eksik bulup, abdeste ilaveler yaptılar, namazlarımızı eksik bulup çeşitli isimler altında namazlar uydurdular.” 
  • “ALLAH’tan başkalarını “ALLAH’I sever gibi sevmeyin” dedik. Dinlemediler. ALLAH’ın yanında başkalarına yakarmayın dedik… Oralı bile olmadılar.” 
  • Muhammed’in kavmine “Yardımı yalnızca ALLAH’tan isteyin” dedik. Onlarda her gün beş vakit “Yalnız ALLAH’tan yardım isteriz.” dediler. Ancak yardım için hep veli tayin ettikleri kullarının kapılarını çaldılar. ALLAH’ı kandıracaklarını zannettiler.” 
  • Biz onlara “Mescitlerde yalnız Allah’a dua ediniz. Onun dışında, onun yanına birilerini koyarak onlardan yardım isteyip dua etmeyiniz.” dedik. Onlar tam tersini taptı!.. Namazlarında Allah’ın yanına hep birilerini koydular. Onlara da dua ettiler! 
  • Müslümanlara “Size indirilen kitabı okuyup anlayın. Bu kitaptan sorumlu tutulacaksınız.” dedik. Onlar hep başka kitapların peşinden koştular. Okudukları hep velilerin kitaplarıydı.” 
  • Bizim indirdiğimiz kitabı okuyup anlamayan, emirlerimize uymayan, ALLAH’ın yanına sürekli birilerini ortak koşan, Üzeyr ve İsa’dan örnekler vermemize, “ALLAH tektir” dememize rağmen, Muhammed’i ALLAH’a sevgili yapan, Peygamberleri Muhammed’i ilahlaştırıp ALLAH  sevgisi ile yarıştıran bu kavmi sonunda helak ettik.” 
  • Sonunda onlara indirdiğimiz Kur’anı da terkettiler. Ve biz de gereğini yaparak, daha önceki kavimlere yaptığımız gibi onları helak ettik.

Ne dersiniz sevgili kardeşlerim? Yukarıya ilave edilebilecek daha o kadar çok paragraflar var ki, bu sayfalara sığmaz. Sizler de çoğaltabilirsiniz.. Onun için kısa kesiyorum…

*

Bir daha başka bir Peygamber ve başka bir kitap gelmeyecek!.. Bunu biliyoruz. Ancak gelseydi, herhalde yukarıdakiler, Peygamberimiz ve Muhammed’in ümmeti yer alabilir miydi diye düşünmedim değil.

Yanlış ve hatalarım için her şeyin doğrusunu bilen Yüce Rab’bimin sonsuz merhametine sığınıyor ve  çok sevdiğim bir cümle ile yazımı bitiriyorum…

“Müslümanlar,  namazlarında ALLAH’a verdikleri sözleri tutsalar;  ALLAH yeryüzünü onlar için CENNET yapar.”

Selam ve Dua ile,

Fikret ARMAN