KISA KISA…

Değerli  Kardeşlerim,

İnancımızın en çok konuşulan konularını, “kendi düşüncem” olarak kısa kısa yazacağım. Sizler yazdıklarımı sadece okuyun ve düşünün. OKU’manızın dışında sakın ola ki yazdıklarıma İNANMAYIN!.. Yazdıklarım yanlış şeyler olabilir… Sadece ve sadece iman ettiğiniz Kitabı okuyup, düşünüp akıl ettiklerinize, anladıklarınıza inanın. Bunun için size düşen, inandığınız Kitabı anladığınız dilden okumak ve kendi anladıklarınızı yaşamınıza geçirmektir. Benim ya da diğer yazar kardeşlerimin düşüncelerini değil…

“En doğrusunu ALLAH bilir.”

Selam ve Dua ile,

KUR’AN-I  KERİM…

Atalarımızın söylediği gibi, “Anlamasan da OKU, sevap kazanırsın.” denilen sevap kitabı değildir… Bilmem kaç kere okursan şu olur, şu kadar okursan bu olur Kitabı değildir… “La İlahe illallah.” diyerek teslim olduğumuz Allah’a, doğru yolu bulmak için ulaşacağımız tek Kitaptır.

İnananların; okuması, anlaması, düşünüp aklını kullanması ve ahiret hayatını düşünerek dünya hayatını  O’na göre  düzenleyip yaşaması gereken Kitaptır. Bir eşi ve benzeri yoktur ve hesap günü o Kitaptan sorumlu tutulacağız.

“Zühruf Suresi 44. Ayet: Gerçek şu: Bu Kur’an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.”

*

OKU…

Allah’ın ilk emri… OKU!

İnanan kişilerin inandıkları dinlerini yaşayabilmeleri için, inandıkları varlığın kendileri için gönderdiği Kitabı mutlaka ama mutlaka okuyup anlamaları şarttır!.. OKU ve  ANLA,  Allah’ın emirleridir.

“Elhamdülillah Müslümanım.” diyorsan sana tebliğ edilen Kitabı anladığın dilden okuyacak, anlayacak ve yaşayacaksın. İnandığın fakat anlamadığın dilden okuduğun Kitabın sana hiçbir faydası yok!.. Anlamadıkça birilerine soracaksın ve  o birileri seni hep yanlış yönlendirecek… Sonuçta şirke bulaşacaksın…

Allah’ın dosdoğru yolundan gitmek istiyorsan anladığın dilden OKUYACAK ve ANLAYACAKSIN…

“Alak Suresi 1. Ayet: Yaratan Rabbinin adıyla oku.”

*

SADECE  KUR’AN…

İslam Alimleri(!) sadece Kur’an-ı Kerim’e  uyanların, Peygambere iman etmediklerini söylemekte ve onları dinden çıkmakla eş tutmaktadırlar.

Allah’ın Elçisi/Peygamberimiz bakın  tebliğ ettiği ayetinde bizlere ne söylemiş?

“Enam Suresi 50. Ayet: Onlara şunu söyle: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!” Sor onlara: “Körle gören bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?”

İslam Alimlerine soruyorum… Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!” diyerek sadece KUR’AN’a uyan Allah’ın Resulü/Peygamberimiz için de aynı şeyleri söyleyebilir misiniz?

*

AKIL…

Onlarca ayetinde “aklınızı kullanın” diyen Yüce Allah Enfal Suresi 22. Ayetinde bakın ne diyor?

“Yeryüzünde debelenenlerin Allah katında en kötüsü, akıllarını işletmeyen sağır ve dilsizlerdir.”

Tabii bu ayetlerin hepsi aklını kullananlar içindir… İman eden birisi olarak, hala Kur’an-ı Kerim’i anladığımız dilde okumamak ve anlamamakta ısrarlı mıyız? Aklımızı ne zaman kullanacağız? Son bir hatırlatma… “Akıl” dediğimiz şey öldükten sonra gerekli değildir!.. Akıl bizlere bu dünyada, nefes alırken gerekli.

*

ALLAH’A  NE DEDİĞİMİZİ BİLECEĞİZ…

Bütün ibadetlerimizi, ne demek istediğini anlamadığımız, papağanlar gibi ezberlediğimiz dualarımızla yapmıyor muyuz? Oysa Allah Nisa Suresinin 43. Ayetinde “sarhoş” lardan örnek vererek “NE DEDİĞİMİZİ” bilmemizi istiyor.

İslam alimleri(!) “Sen nasıl okursan oku… Allah seni duyuyor… Allah her dili bilir.” dese de durum öyle değildir.  Allah, bizim kendisine ne dediğimizi bilmediğimizi de biliyor… Allah’a ne dediğimizi bileceğiz.

*

PEYGAMBERE  İTAAT…

Ülkemizde “Din” denildiğinde tartışılan konulardan birisi. Kur’an-ı Kerim’den anladıklarıma göre “Peygambere İtaat” i tartıştığımda hemen “Peygamber Düşmanı” ilan ediliyorum.

Oysa tam tersine; ben, Allah’ın Resulü/Peygamberimi onlara karşı koruyorum da düşünüp akıl edemiyorlar!.. “Peygamberimiz şöyle yaparmış”, “Peygamberimiz şunu şöyle demiş” ve benzeri uydurulmuş rivayetlerin daha doğrusu “Peygamberime atılmış iftiraların” arkasından gitmiyorum. O uydurulan rivayetlere, atılan iftiralara karşı çıkıyorum.

Ben biliyorum ki; Peygambere itaat, O’nun gibi sakal/bıyık bırakmak, O’nun gibi yemek yemek, O’nun gibi giyİnmek değil, O’nun bizlere tebliğ ve emanet ettiği Kur’an-ı Kerim’i O’nun ahlâkıyla, O’nun gibi yaşamaya çalışmaktır. Kur’an-ı Kerim’de onlarca ayette emredilem “Peygambere itaat” den benim anladığım;

PEYGAMBERE İTAAT,  KUR’AN-I KERİM’E İTAATTIR…”

*

ŞİRK…

“Elhamdülillah Müslümanım.” diyen biz inananlar için en büyük tehlike!.. Şirki anlamak için Kur’an-ı Kerim’i  mutlaka ama mutlaka anladığımız dilden ve anlamak için okumalıyız.

Ali İmran Suresi 64. Ayet: De ki: “Ey Ehlikitap! Sizin ve bizim aramızda aynı olan şu söze gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp da birbirimizi rabler edinmeyelim.” Eğer yüz çevrilirse şöyle söyle: “Tanık olun, biz müslümanlarız/ Allah’a teslim olanlarız.”

Yukarıda yazılı ayetin benzerleri Kur’an-ı Kerim’de çok var.  OKUyun… Melekler, Peygamberler dahi olsalar; onlardan yardım istemeyin, şefaat dilemeyin!.. Onlara kulluk etmeyin!. Hele hele şeyhler, şıhlar, hacılar, hocalar, türbeler ve benzerlerinden ASLA yardım dilemeyin. Kurtuluşa eremezsiniz… Yaptığınızı zannettiğiniz ibadetlerin boşa gitmesini ister misiniz?

“Nisa Suresi 116. Ayet: Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez ama bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah’a şirk koşan, dönüşü olmayan bir sapıklığa dalıp gitmiştir.”

*

ŞEFAAT…

Hani ramazan aylarında caminin iki minaresi arasındaki mahyalar asılır ya, onların çoğunda şu cümleyi görürüz… “Şefaat Ya Resulallah.”

En masumane şirk cümlelerinden birisidir. Kur’an-ı Kerim’i okuyup anlamadığımız için şefaati hep Allah’ın Resulünden istiyoruz. Oysa gerçek böyle mi?

Tam bir teslimiyetle ibadet ettiğimiz Allah’ın bizlere gönderdiği Kitap ne diyor…

“Zümer Suresi 44. Ayet: De ki: “şefaat, tümden ve sadece Allah’ındır. ………”

*

GIYBET…

Hesap günü ahirette en çok zorlanacağımız konu… Gıybet. Yani DEDİKODU.

Mutlaka ve mutlaka vazgeçmeliyiz. Bir mümin diğer müminin kusurlarını aramaz, gıybet yapmaz!.. Bir başka müminle onun arkasından eğlenip alay etmez. Hiçbir kimsenin arkasından konuşmamalıyız. O kişiye söylenmesi gerekenleri sadece o kişiye söylemeliyiz… Başkalarına değil!

Bakınız, Allah bizleri Kitabında ölmüş kardeşimizin etini yemekle uyarıyor da, okuyup anlamadığımız için farkında değiliz… Kesinlikle dedikodudan uzak duralım. Sadece olayın sahibi ile paylaşalım.

“Hucurat Suresi 12. Ayet: Ey iman edenler! Zandan çok sakının! Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Sinsi casuslar gibi ayıp aramayın! Gıybet ederek biriniz ötekini arkasından çekiştirmesin! Sizden biri, ölmüş kardeşinin etini yemek ister mi? Bakın bundan iğrendiniz. Allah’tan sakının! Hiç kuşkusuz, Allah tövbeleri çok kabul eden, rahmeti sonsuz olandır.”

*

BAŞÖRTÜSÜ…

Allah diyor ki, “Biz bu kitapta her şeyi açık seçik söyledik ve hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” İslam alimleri(!) diyorlar ki, “Başın örtülmesi Allah’ın emridir.” İnananlara böyle söylenince haliyle başlar da türlü türlü şekillerde örtülerle örtülüyor ve saçlar görünmesin diye bir de bant takılıyor (hangi kitapta yazıyorsa).

Allah’ın “Biz bu kitapta her şeyi açık seçik söyledik ve hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” yazan Kitabının hiçbir ayetinde “Kadınlar başlarını örtsün.  (Ya da) Saçları görünmesin.” cümlesi yok. Yoksa “her şeyi açık seçik söyledik” her şeyi söylemeyi unuttu mu (haşa)? Ya da “hiçbir şeyi şeyi eksik bırakmadık. diyen Allah “Kadınlar başlarını örtsün.” demeyi mi unuttu (haşa)?

Uydurulmuş rivayetlerin arkasından giderek şeytanın adımlarını takip etmeyelim.

*

GİYİNME…

Tıpkı başörtüsü gibi, uydurulan rivayetlerle kadınlarımıza giyinme şekilleri belirlenmiştir. Ağustosun 40 derecelik sıcağında yerleri süpüren “pardösü” ile gezen kadınlarımız inanılmaz çoğunlukta. Alışverişin gözdeleri “Pardösü Dünyası” adlı mağazalar.

Giyimle ilgili olarak örtülmesi/ kapatılması emredilen yerlerimiz Avret/çirkin yerlerimizdir.  İslam alimleri(!) Ahzab Suresi 59. Ayetini kendi istedikleri gibi yorumlamışlar ve Allah’ın “tavsiye” sini, aklını kullanamayan  biz inananlara “emir” gibi aşılamıştır. Oysa ayet bakın ne diyor…

“Ahzab Suresi 59. Ayet: Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerlerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”

“tanınmamaları ve incitilmemeleri için” daha uygun bir yol olduğunu tavsiye diyor Yüce Allah. Ama biz inananların içinde Nur Suresi 30. ve 31. Ayetlerde emredilen “Gözlerinizi haramdan çevirin… Bakışlarınızı düşürün.” emirlerine uyan var mı? Hayır, yok!.. Annemizin dizinden tahrik oluyorsak bana kimse dinimizi anlatamaz!

On yüz milyonlarca renk çıkartan gök kuşağını yaratan Allah, kadınları neden  siyah çarşafa mahkum etsin?

OKUyalım, ANLAyalım, DÜŞÜNüp AKLIMIZI kullanalım.

*

 

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: